"Annelik doğum (ya da sahiplenme) anında kadına 'yüklenen' bir program, bir içgüdü ya da 'kutsal bir görev' değil bebek/çocukla kurulan özgün ilişki içinde gelişen dönüştürücü bir süreç, bir deneyim, sürekli bir olma, oluşma hali. Tam da öteki olmayan bir ötekinin senden bir başka sen, benden bir başka ben– bir anne-ben çıkarması durumu. Bu oluş hali elbette çatışmalı, çarpışmalı bir hal.
Sürekli bir ihtiyaç halinde olan, eski varoluşu, eski ben'i sürekli kesintiye uğratan, çözen, parçalayan bir öteki ile karşılaşmanın, ondan sorumlu olmanın yarattığı zorlamayla malul bir hal. (…) Peki bu dengesizleşme, ya da olma-oluşma halini ciddiye alırsak, geçip gitmesini beklemek yerine bu deneyimin derimizden içeri sızmasına, bizi kökten dönüştürmesine izin verirsek ne olur? Yani anneliğe bir sadakat geliştirsek, onu yeni bir öznelliğe çağrı, bir davet olarak görürsek ne olur?"
Anneliğin "geçip gitmesi" yerine bir tecrübeye dönüşmesi için, onun üzerine düşünmek, ama gerçekten düşünmek gerek. Tek başına da değil, başka kadınlarla, başkalarıyla. Özge Yaka işte bunu yapıp feminist kuramdan, psikanalizden, edebiyattan yararlanarak, kendi yaşadıklarını ve yaşamış olduklarını hatırlayarak, anneliği bir dönüşüm tecrübesi haline getirmiş. Bir kadının anneliğe "sadık kalarak" dönüşmesinin, bunun için çabalamasının kendi hayatıyla birlikte neleri değiştirebileceğini sezdirmiş.
Annelik Kitabı, tam da şimdi, bugünün dünyasında anne olmanın neye benzediğini gösteriyor, "feminist anne"liğin imkânlarını yokluyor.
"Annelik doğum (ya da sahiplenme) anında kadına 'yüklenen' bir program, bir içgüdü ya da 'kutsal bir görev' değil bebek/çocukla kurulan özgün ilişki içinde gelişen dönüştürücü bir süreç, bir deneyim, sürekli bir olma, oluşma hali. Tam da öteki olmayan bir ötekinin senden bir başka sen, benden bir başka ben– bir anne-ben çıkarması durumu. Bu oluş hali elbette çatışmalı, çarpışmalı bir hal.
Sürekli bir ihtiyaç halinde olan, eski varoluşu, eski ben'i sürekli kesintiye uğratan, çözen, parçalayan bir öteki ile karşılaşmanın, ondan sorumlu olmanın yarattığı zorlamayla malul bir hal. (…) Peki bu dengesizleşme, ya da olma-oluşma halini ciddiye alırsak, geçip gitmesini beklemek yerine bu deneyimin derimizden içeri sızmasına, bizi kökten dönüştürmesine izin verirsek ne olur? Yani anneliğe bir sadakat geliştirsek, onu yeni bir öznelliğe çağrı, bir davet olarak görürsek ne olur?"
Anneliğin "geçip gitmesi" yerine bir tecrübeye dönüşmesi için, onun üzerine düşünmek, ama gerçekten düşünmek gerek. Tek başına da değil, başka kadınlarla, başkalarıyla. Özge Yaka işte bunu yapıp feminist kuramdan, psikanalizden, edebiyattan yararlanarak, kendi yaşadıklarını ve yaşamış olduklarını hatırlayarak, anneliği bir dönüşüm tecrübesi haline getirmiş. Bir kadının anneliğe "sadık kalarak" dönüşmesinin, bunun için çabalamasının kendi hayatıyla birlikte neleri değiştirebileceğini sezdirmiş.
Annelik Kitabı, tam da şimdi, bugünün dünyasında anne olmanın neye benzediğini gösteriyor, "feminist anne"liğin imkânlarını yokluyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 250,25 | 250,25 |
| 2 | 130,13 | 260,26 |
| 3 | 90,09 | 270,27 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 250,25 | 250,25 |
| 2 | 130,13 | 260,26 |
| 3 | 90,09 | 270,27 |