Anadolu'nun ortasında kıraç bir köy… Bozkırın sarı sessizliğinde, kerpiç duvarların gölgesinde, çorak toprağın kundağına sarılmış bir bebek: Nazmi. 1943 yılının yoksul bir Mart sabahında dünyaya gözlerini açtığında, kader çoktan onun için ağır bir defter hazırlamıştır. Annesi, bir ihmalin bedelini bacağını kaybederek öder; babası suskunluğu ve sertliğiyle evin içinde bir gölge gibi dolaşır. Yoksulluk, eksiklik, erken büyümek zorunda kalmak… Nazmi çocukluğunu yaşamaz; omuzlarına yüklenen hayatı taşımayı öğrenir. Ama bir gün, annesinin koltuk değneklerinin sesi arasında duyduğu bir cümle, kaderini değiştirir: "Oku oğlum, benim yürüyemediğim yerlere sen git." Cumhuriyet fikrinin sağladığı fırsat eşitliği sayesinde Nazmi, eğitimle dönüşür ve güçlenir. Okul, onun için sadece harfleri öğrenmek değil; başka bir hayatın mümkün olduğunu keşfetmektir. Her adımında annesinin eksik bacağı, babasının suskunluğu, ağabeyinin umudu vardır. Nazmi'nin geçmişe dönüşleri üzerinden kurgulanan bu yolculuk; karakterinden taviz vermeden yaşayan bir adamın, çocukluktan yaşlılığa uzanan onurlu mücadelesidir. Aynı zamanda bir baba-kızın kaleminden, kuşaklar arası bir hafıza, bir minnet ve bir direnişin hikâyesidir. Gerçek olaylara dayanan bu eser, sizi bozkırın sert rüzgârında yaşayan bir insan yüreğinin en sıcak yerine götürecek. Bazı yürüyüşler ayakla değil, karakterle yapılır… Ve kimi insanlar yürüyemedikleri yolları evlatlarına emanet ederek giderler…
Anadolu'nun ortasında kıraç bir köy… Bozkırın sarı sessizliğinde, kerpiç duvarların gölgesinde, çorak toprağın kundağına sarılmış bir bebek: Nazmi. 1943 yılının yoksul bir Mart sabahında dünyaya gözlerini açtığında, kader çoktan onun için ağır bir defter hazırlamıştır. Annesi, bir ihmalin bedelini bacağını kaybederek öder; babası suskunluğu ve sertliğiyle evin içinde bir gölge gibi dolaşır. Yoksulluk, eksiklik, erken büyümek zorunda kalmak… Nazmi çocukluğunu yaşamaz; omuzlarına yüklenen hayatı taşımayı öğrenir. Ama bir gün, annesinin koltuk değneklerinin sesi arasında duyduğu bir cümle, kaderini değiştirir: "Oku oğlum, benim yürüyemediğim yerlere sen git." Cumhuriyet fikrinin sağladığı fırsat eşitliği sayesinde Nazmi, eğitimle dönüşür ve güçlenir. Okul, onun için sadece harfleri öğrenmek değil; başka bir hayatın mümkün olduğunu keşfetmektir. Her adımında annesinin eksik bacağı, babasının suskunluğu, ağabeyinin umudu vardır. Nazmi'nin geçmişe dönüşleri üzerinden kurgulanan bu yolculuk; karakterinden taviz vermeden yaşayan bir adamın, çocukluktan yaşlılığa uzanan onurlu mücadelesidir. Aynı zamanda bir baba-kızın kaleminden, kuşaklar arası bir hafıza, bir minnet ve bir direnişin hikâyesidir. Gerçek olaylara dayanan bu eser, sizi bozkırın sert rüzgârında yaşayan bir insan yüreğinin en sıcak yerine götürecek. Bazı yürüyüşler ayakla değil, karakterle yapılır… Ve kimi insanlar yürüyemedikleri yolları evlatlarına emanet ederek giderler…
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 261,30 | 261,30 |
| 2 | 135,88 | 271,75 |
| 3 | 94,07 | 282,20 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 261,30 | 261,30 |
| 2 | 135,88 | 271,75 |
| 3 | 94,07 | 282,20 |