Paul Rycaut'nun Bir İngiliz Diplomatın Gözünden Osmanlı İmparatorluğu kitabı dönemin sistemini derinlemesine masaya yatıran bir incelemedir. İstanbuldaki İngiliz elçiliğinde çalışan Rycaut; sarayın çarklarından padişahın mutlak gücüne, bürokratların yetişme tarzından ordu ve din düzenine kadar her şeyi birbirine bağlı bir bütün olarak ele alıyor. Onu sıradan seyyahlardan ayıran en büyük özellik, diplomatik konumu sayesinde elde ettiği bilgileri kurumsal bir gözlem süzgecinden geçirmesidir.
Eserin temel derdi aslında şu: Bu devasa imparatorluk, toprakları üzerinde nasıl bu kadar sıkı bir denetim kurabiliyordu? Rycaut bu sorunun yanıtını saray disiplini, kulluk sistemi, tımar düzeni, yeniçeriler ve toplumsal gelenekler gibi başlıklarda arıyor. Sonuç olarak elimizde sarayın ihtişamından yeniçeri kışlalarına, derviş meclislerinden sokaktaki günlük yaşama kadar uzanan capcanlı bir 17. yüzyıl Osmanlı panoraması kalıyor.
Tabii ki yazar tamamen tarafsız değil; olayları Protestan bir İngiliz diplomatın zihniyetiyle ve kendi inanç dünyasının kabulleriyle yorumluyor. Eserin en kıymetli yanı da tam olarak burada gizlidir. Kitap sadece bize Osmanlıyı anlatmakla kalmıyor; 17. yüzyıl Avrupa'sının bu dev gücü nasıl okuduğunu, karşısında duyduğu hayranlığı ve endişeyi de açıkça ortaya çıkarıyor.
Paul Rycaut'nun Bir İngiliz Diplomatın Gözünden Osmanlı İmparatorluğu kitabı dönemin sistemini derinlemesine masaya yatıran bir incelemedir. İstanbuldaki İngiliz elçiliğinde çalışan Rycaut; sarayın çarklarından padişahın mutlak gücüne, bürokratların yetişme tarzından ordu ve din düzenine kadar her şeyi birbirine bağlı bir bütün olarak ele alıyor. Onu sıradan seyyahlardan ayıran en büyük özellik, diplomatik konumu sayesinde elde ettiği bilgileri kurumsal bir gözlem süzgecinden geçirmesidir.
Eserin temel derdi aslında şu: Bu devasa imparatorluk, toprakları üzerinde nasıl bu kadar sıkı bir denetim kurabiliyordu? Rycaut bu sorunun yanıtını saray disiplini, kulluk sistemi, tımar düzeni, yeniçeriler ve toplumsal gelenekler gibi başlıklarda arıyor. Sonuç olarak elimizde sarayın ihtişamından yeniçeri kışlalarına, derviş meclislerinden sokaktaki günlük yaşama kadar uzanan capcanlı bir 17. yüzyıl Osmanlı panoraması kalıyor.
Tabii ki yazar tamamen tarafsız değil; olayları Protestan bir İngiliz diplomatın zihniyetiyle ve kendi inanç dünyasının kabulleriyle yorumluyor. Eserin en kıymetli yanı da tam olarak burada gizlidir. Kitap sadece bize Osmanlıyı anlatmakla kalmıyor; 17. yüzyıl Avrupa'sının bu dev gücü nasıl okuduğunu, karşısında duyduğu hayranlığı ve endişeyi de açıkça ortaya çıkarıyor.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 343,00 | 343,00 |
| 2 | 178,36 | 356,72 |
| 3 | 123,48 | 370,44 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 343,00 | 343,00 |
| 2 | 178,36 | 356,72 |
| 3 | 123,48 | 370,44 |