"Sonra…" Sonra birden, bahçenin şenlikçi kuşları "pir, pırr, pırr" diye, gittikçe yükselen bir sesle uçuşa geçti. Bir anda tüm ağaçlar, tüm bahçe sese kesti. Yaz kış yeşil kalan kızılçamlar, taflanlar, ligustrumlar, defneler, demir ağaçları, serviler, zeytinler… bütün ağaçlar çırpılıp, çasavlak kaldı…
O anda toprağın çatlamış, kireçlenmiş betonların üstünü sıvama yaprak kapladı. Her yer yaprak yığınına dönen deniz oldu. Dönülmezce bahçe, cins yaprakla örtüldü…
Ardından bir fırtına… Ağaçların yere düşmüş yaprakları hortum olup göğe ağdı. İğne yapraklar, yayvan yapraklar, el görünümlü yapraklar uçup gittiler ta yukarılara…
Ve yukarılarda ta yukarılarda, parlak yüzeylere güneş çarptıkça ışığa kesip yıldız pırladılar. Uçuşan binlerce, on binlerce, milyonlarca yaprak; kovandan boşanan arılar gibi esir aldı göğü. Küme küme yapraklar, yer çekiminin azalığı çok yukarılarda, semazenler gibi döne döne başlarını alıp gittiler, Sabuncubeli'nin üstünden, Manisa'nın düzüne doğru… Pir, pırr, pırr sesi, tekmil kuşları vurdu yuvasından. Serçeleri, güvercinleri, papağanları peşine takarak, sevginin ve paylaşmanın ülkesine doğru uçurdu…
Ve o gün, seven canların yüreğinde olunmaz bir yarayla, ana karnında zehirlenen bir tiyatro oyununun sevdası kaldı. Çok yazık…
"Sonra…" Sonra birden, bahçenin şenlikçi kuşları "pir, pırr, pırr" diye, gittikçe yükselen bir sesle uçuşa geçti. Bir anda tüm ağaçlar, tüm bahçe sese kesti. Yaz kış yeşil kalan kızılçamlar, taflanlar, ligustrumlar, defneler, demir ağaçları, serviler, zeytinler… bütün ağaçlar çırpılıp, çasavlak kaldı…
O anda toprağın çatlamış, kireçlenmiş betonların üstünü sıvama yaprak kapladı. Her yer yaprak yığınına dönen deniz oldu. Dönülmezce bahçe, cins yaprakla örtüldü…
Ardından bir fırtına… Ağaçların yere düşmüş yaprakları hortum olup göğe ağdı. İğne yapraklar, yayvan yapraklar, el görünümlü yapraklar uçup gittiler ta yukarılara…
Ve yukarılarda ta yukarılarda, parlak yüzeylere güneş çarptıkça ışığa kesip yıldız pırladılar. Uçuşan binlerce, on binlerce, milyonlarca yaprak; kovandan boşanan arılar gibi esir aldı göğü. Küme küme yapraklar, yer çekiminin azalığı çok yukarılarda, semazenler gibi döne döne başlarını alıp gittiler, Sabuncubeli'nin üstünden, Manisa'nın düzüne doğru… Pir, pırr, pırr sesi, tekmil kuşları vurdu yuvasından. Serçeleri, güvercinleri, papağanları peşine takarak, sevginin ve paylaşmanın ülkesine doğru uçurdu…
Ve o gün, seven canların yüreğinde olunmaz bir yarayla, ana karnında zehirlenen bir tiyatro oyununun sevdası kaldı. Çok yazık…
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 179,40 | 179,40 |
| 2 | 93,29 | 186,58 |
| 3 | 64,58 | 193,75 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 179,40 | 179,40 |
| 2 | 93,29 | 186,58 |
| 3 | 64,58 | 193,75 |