Geceyi bekleyen için gece gibiydi, sabahı bekleyen için sabah gibiydi, bayramı bekleyen için bayram gibiydi. Her kim ne bekliyorduysa hayattan, onun gibiydi, oydu işte. Beklemek bir onulmaz yaraydı.
Alman kızı nereden bilsin ki bunları, bunlardan hiç birisini bilmiyordu ki. Haberi bile yoktu bunlardan. Tek bildiği en büyük oğuldu.
Hele ki o incecik dal gibi Efsun… Garnizon komutanının kızı Efsun… Ne büyük bir platonik aşkla severdi onu. Nasıl hayrandı ona.
Mahalledeki âşıkları,
Üniversitedeki âşıkları,
Çalıştığı okuldaki âşıkları, hepsi bir yanaydı, hepsi de değişik, ayrı bir yaraydı… Ailesi bir yanaydı, bambaşka ayrı, koca bir yaraydı.
İnce, narin, dal gibi bir kızdı akraba kızı Yeşil gözleri ne kadar da güzeldi. Çok güzel resim yapardı. Elleri bile o kadar narindi ki.
Resimler yapar, sonra onları getirir, en büyük oğula gösterirdi. Onun takdirini kazanmaya çalışır, ondan güzel sözler duymak isterdi.
"Çok güzel olmuş.", "Çok beğendim.", "Ellerine sağlık…"
Bazıları vardır hiç olmadık zamanlarda, hiç olmadık yerlerde karşınıza çıkar, çıkmaz olasıcalar, hayatınızın bir yerine girer, üstüne vazife olsun, olmasın, size yapacağını yapar, sonra da hiç olmamış, hiç yaşamamış gibi, çeker giderlerdi. Bazen onlar giderlerdi, bazen de siz gönderirdiniz. Öyle ya da böyle erir, yok olur, tükenir, biterlerdi. Hem öyle bir biterlerdi ki izleri bile kalmazdı. Ama bu arada siz de olan olurdu. Neler olurdu, onu da ancak siz bilirdiniz. Hepiniz böylelerini görmüş, bunları hayatınıza almışsınızdır. Kimi bahçenize girmiş gülünüzü soldurmuş, kimi dallarınızdaki bülbülünüzü öldürmüş, kimi bağınızda ne varsa soldurmuş yapraklarınızı dökmüş, hayatınızın baharını hazana çevirmiştir. İyi bilirsiniz bunları. En büyük oğlu nasıl nasiplenecekti bundan, göreceğiz bakalım.
Ama hayat bu, önceden, yaşamadan bilemezsiniz, öyle diyelim.
En büyük oğlun çalıştığı okula, ziyaret maksadıyla, birkaç öğretmen gelmişti. Başka bir okulda çalışıyorlardı bu öğretmenler. Buradaki arkadaşlarını ziyarete gelmişlerdi güya. Ben buna bile inanmıyorum ya, hadi neyse. Önceden planlanmış bir ziyaret olmalıydı bu. Okulu ziyarete gelen öğretmenler arasında Cakal da vardı. Ortak arkadaşları, ziyarete gelenleri oradaki herkesle tanıştırdıkları gibi en büyük oğul ile de tanıştırmışlardı. Hay tanıştırmamış olsalardı.
İşte o gün lanetli günlerin başlangıcı olmuştu...
Geceyi bekleyen için gece gibiydi, sabahı bekleyen için sabah gibiydi, bayramı bekleyen için bayram gibiydi. Her kim ne bekliyorduysa hayattan, onun gibiydi, oydu işte. Beklemek bir onulmaz yaraydı.
Alman kızı nereden bilsin ki bunları, bunlardan hiç birisini bilmiyordu ki. Haberi bile yoktu bunlardan. Tek bildiği en büyük oğuldu.
Hele ki o incecik dal gibi Efsun… Garnizon komutanının kızı Efsun… Ne büyük bir platonik aşkla severdi onu. Nasıl hayrandı ona.
Mahalledeki âşıkları,
Üniversitedeki âşıkları,
Çalıştığı okuldaki âşıkları, hepsi bir yanaydı, hepsi de değişik, ayrı bir yaraydı… Ailesi bir yanaydı, bambaşka ayrı, koca bir yaraydı.
İnce, narin, dal gibi bir kızdı akraba kızı Yeşil gözleri ne kadar da güzeldi. Çok güzel resim yapardı. Elleri bile o kadar narindi ki.
Resimler yapar, sonra onları getirir, en büyük oğula gösterirdi. Onun takdirini kazanmaya çalışır, ondan güzel sözler duymak isterdi.
"Çok güzel olmuş.", "Çok beğendim.", "Ellerine sağlık…"
Bazıları vardır hiç olmadık zamanlarda, hiç olmadık yerlerde karşınıza çıkar, çıkmaz olasıcalar, hayatınızın bir yerine girer, üstüne vazife olsun, olmasın, size yapacağını yapar, sonra da hiç olmamış, hiç yaşamamış gibi, çeker giderlerdi. Bazen onlar giderlerdi, bazen de siz gönderirdiniz. Öyle ya da böyle erir, yok olur, tükenir, biterlerdi. Hem öyle bir biterlerdi ki izleri bile kalmazdı. Ama bu arada siz de olan olurdu. Neler olurdu, onu da ancak siz bilirdiniz. Hepiniz böylelerini görmüş, bunları hayatınıza almışsınızdır. Kimi bahçenize girmiş gülünüzü soldurmuş, kimi dallarınızdaki bülbülünüzü öldürmüş, kimi bağınızda ne varsa soldurmuş yapraklarınızı dökmüş, hayatınızın baharını hazana çevirmiştir. İyi bilirsiniz bunları. En büyük oğlu nasıl nasiplenecekti bundan, göreceğiz bakalım.
Ama hayat bu, önceden, yaşamadan bilemezsiniz, öyle diyelim.
En büyük oğlun çalıştığı okula, ziyaret maksadıyla, birkaç öğretmen gelmişti. Başka bir okulda çalışıyorlardı bu öğretmenler. Buradaki arkadaşlarını ziyarete gelmişlerdi güya. Ben buna bile inanmıyorum ya, hadi neyse. Önceden planlanmış bir ziyaret olmalıydı bu. Okulu ziyarete gelen öğretmenler arasında Cakal da vardı. Ortak arkadaşları, ziyarete gelenleri oradaki herkesle tanıştırdıkları gibi en büyük oğul ile de tanıştırmışlardı. Hay tanıştırmamış olsalardı.
İşte o gün lanetli günlerin başlangıcı olmuştu...
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 210,00 | 210,00 |
| 2 | 109,20 | 218,40 |
| 3 | 75,60 | 226,80 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 210,00 | 210,00 |
| 2 | 109,20 | 218,40 |
| 3 | 75,60 | 226,80 |