Alevilik, yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor, inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı. Bu tanımlar, onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı.
Oysa Alevilik, yalnızca ritüellerden, sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir.
Bu kitap, Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor. Onu "mistik folklor" alanından çıkararak, düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil, kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor.
Geç Antik Çağ'dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik; batını yorum geleneği, sözlü epistemolojisi ve akıl-etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor.
Bu çalışma, Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil; sorgulayan, dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor.
Alevilikte düşünce yazılmaz; yaşanır. Bilgi yalnızca metinlerde değil; nefeslerde, erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir.
Bu yönüyle Alevilik, dogmatik bir yapı değil; anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir. Bu kitap, Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez; ancak onun, aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla, bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar.
Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir: Alevilik ne yalnızca bir inanıştır, ne yalnızca bir kültürdür, ne de folklorik bir mirastır.
Alevilik, kendi epistemolojisi, etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir
Alevilik, yüzyıllar boyunca çoğu zaman folklor, inanç ya da heterodoks bir mezhep olarak tanımlandı. Bu tanımlar, onun derin düşünsel yapısını görünmez kıldı.
Oysa Alevilik, yalnızca ritüellerden, sözlü kültür unsurlarından ya da tarihsel kimlik tartışmalarından ibaret değildir.
Bu kitap, Aleviliği ilk kez sistematik biçimde bir düşünce geleneği olarak ele alıyor. Onu "mistik folklor" alanından çıkararak, düşünce tarihinin edilgen bir nesnesi değil, kurucu bir öznesi olarak yeniden konumlandırıyor.
Geç Antik Çağ'dan günümüze uzanan yaklaşık 1500 yıllık bir süreklilik içinde Alevilik; batını yorum geleneği, sözlü epistemolojisi ve akıl-etik merkezli yaklaşımıyla inceleniyor.
Bu çalışma, Aleviliği donmuş bir inanç sistemi olarak değil; sorgulayan, dönüşen ve kendini yeniden üreten bir zihniyet dünyası olarak okuyor.
Alevilikte düşünce yazılmaz; yaşanır. Bilgi yalnızca metinlerde değil; nefeslerde, erkânda ve toplumsal ilişkilerde üretilir.
Bu yönüyle Alevilik, dogmatik bir yapı değil; anlam arayışını merkeze alan yaşayan bir düşünce pratiğidir. Bu kitap, Aleviliğin modern anlamda bilim üretmiş bir gelenek olduğunu iddia etmez; ancak onun, aklı önceleyen ve sorgulamayı esas alan yapısıyla, bilimsel düşünceyle çatışmayan bir zemin sunduğunu ortaya koyar.
Sonuçta ortaya çıkan tablo nettir: Alevilik ne yalnızca bir inanıştır, ne yalnızca bir kültürdür, ne de folklorik bir mirastır.
Alevilik, kendi epistemolojisi, etik sistemi ve yorum geleneği olan bir düşünce sürekliliğidir
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 399,60 | 399,60 |
| 2 | 207,79 | 415,58 |
| 3 | 143,86 | 431,57 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 399,60 | 399,60 |
| 2 | 207,79 | 415,58 |
| 3 | 143,86 | 431,57 |