Faşist Roma Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya

Stok Kodu:
9786057531803
Boyut:
14*21
Sayfa Sayısı:
64
Basım Tarihi:
Mart 2026
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2.Hamur
Dili:
TÜRKÇE
%25 indirimli
140,00
105,00
9786057531803
2262769
Faşist Roma Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya
Faşist Roma Kemalist Tiran ve Kaybolmuş Makedonya
105

Falih Rıfkı Atay'ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır."
Prof. Dr. İlber ORTAYLI

"1931 Mayıs'ındayız. Palatino'dan Forum'un eski taşlarına bakıyorum.
İki bin senelik kaldırım üstünden, kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor.
Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır. Sütun iki bin küsur senelik, cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir. Yeni zamanın kalbi, kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor."
"Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin. Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı, aynı sebeplerle düşebilir. İmparatorluğu yiyen kurt, genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır. Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar, özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir.
İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan'a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu. Az kaldı, Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi.
İstiklal bayrağı, direk parçası üstünde değil, yenileşmiş kafalar, değişmiş ahlaklar, yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir."
"Bir Arnavut diyordu ki:
"Bize eski zamandan bahsediyorsunuz. Şimdi otomobile binsem, on saat sonra huduttayım. Kara listeler, gümrük, pasaport, karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor. İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke'ye, Basra'ya ve Erzurum'a kadar giderdim."
"Aşağıya bakıyorum. Sırplar önünde geri gelen ordu, o zaman bu yol olmadığı için, işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı. Bataklık ve çamur vardı. Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler. Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan, birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı. Zabit, koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi.
Şimdi o toprakların üstünde bahar, bir gül gibi, bir karanfil gibi açıyor.
Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar, işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır, Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır, ötede Kosova, Üsküp, başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor. Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları, dökülmüş etleri, yolunmuş derisi, artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır."

Falih Rıfkı Atay'ın sürükleyici, zengin muhtevalı, zıt görünüm ve olaylara dayanarak tezlerini savunan bir üslubu vardır."
Prof. Dr. İlber ORTAYLI

"1931 Mayıs'ındayız. Palatino'dan Forum'un eski taşlarına bakıyorum.
İki bin senelik kaldırım üstünden, kara gömlekli birkaç faşist ve kırmızı Vatikan keşişleri geçiyor.
Eski zamandan şu kırılmış sütun ve bu al cübbe kalmıştır. Sütun iki bin küsur senelik, cübbenin altındaki delikanlı 1931 yaşındadır ve ölmüş düsturların cesedidir. Yeni zamanın kalbi, kara gömlekli gencin göğsü altında çarpıyor."
"Deniz ve iklimlere sığmayan imparatorluğun niçin battığını düşünmelisin. Bu imparatorluktan kopan bütün Müslüman parçalarının istiklal bayrağı, aynı sebeplerle düşebilir. İmparatorluğu yiyen kurt, genç ağaçların kökleri arasına saklanmıştır. Şimdi bahar yağmuru ile yemyeşil serpilen yapraklar, özsuyu eski zehirden temizlenmezse kolaylıkla sararıp dökülebilir.
İmparatorluk bir adım ötedeki Bulgaristan'a bakarak çobanlarının nasıl efendi olduğunu sorar dururdu. Az kaldı, Bulgarlar efendilerinin çobanlığını göreceklerdi.
İstiklal bayrağı, direk parçası üstünde değil, yenileşmiş kafalar, değişmiş ahlaklar, yeni güneşlerin aydınlığını almış vicdanlar üstünde tutunabilir."
"Bir Arnavut diyordu ki:
"Bize eski zamandan bahsediyorsunuz. Şimdi otomobile binsem, on saat sonra huduttayım. Kara listeler, gümrük, pasaport, karşıma aşılmaz bir duvar çıkıyor. İmparatorluk devrinde kollarımı sallaya sallaya Mekke'ye, Basra'ya ve Erzurum'a kadar giderdim."
"Aşağıya bakıyorum. Sırplar önünde geri gelen ordu, o zaman bu yol olmadığı için, işte bu dağların böğrüne saplanıp kalmıştı. Bataklık ve çamur vardı. Askerler at leşinden at leşine basarak yürümekteydiler. Sabahleyin bütün Osmanlı ordusundan, birlikte götürebilecek bir tek cebel topu kalmıştı. Zabit, koca Osmanlı İmparatorluğu ordusunun bu tek topuna hareket emri verdi.
Şimdi o toprakların üstünde bahar, bir gül gibi, bir karanfil gibi açıyor.
Eski Türk şarkılarının aksettiği ve çarıklarının çürüdüğü dağlar, işte şu ufuk çizgisinin arkasında Manastır, Eyüp kadar Türk olarak alıştığımız Manastır, ötede Kosova, Üsküp, başımın içini Osmanlı hatırasının sert dalgaları karıştırıyor. Bu hatıralar imparatorluk kartalının kopmuş kanat parçaları, dökülmüş etleri, yolunmuş derisi, artık hayat verilmesi mümkün olmayan ceset parçalarıdır."

ZİRAAT BANKASI
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 105,00    105,00   
2 54,60    109,20   
3 37,80    113,40   
İŞ BANKASI
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 105,00    105,00   
2 54,60    109,20   
3 37,80    113,40   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat