Varlığın esrarlı dehlizlerinde yankılanan ilk hitap, adaletin ve merhametin tınısını taşır. Kelâm, vücud bulduğunda her şey yerli yerine oturur. Mizân kurulur. Göklerin ve yerin arasında kalan ne varsa, şu muazzam dengenin birer cüz'üdür. İnsan, mezkûr nizamın hem şahidi hem muhatabıdır. Lâkin şahitlik, ağır bir yüktür. Görünene aldanmamayı, kabuğun altındaki cevheri bulmayı iktizâ eder. Hüseyin Hatemi Hocamız, elinizdeki şu müstesnâ eserle bizi işte bu şahitliğe, hikmetin sinesinde soluklanmaya davet eder. "İlahî Hikmette Kadın", kuru bir hukuk metni, sıradan bir sosyolojik tahlil yahut sığ bir apoloji gayreti uzağındadır. Bu metin; vicdanın, aklın ve imanın birleştiği bir kavşak noktasıdır. Yaratılışın sırrı, kesret içindeki vahdettedir. Kadın ve erkek, bu vahdetin iki farklı vechini temsil eder. Biri diğerinin rakibi, düşmanı yahut efendisi gayrıdır. Birbirini tamamlayan, birbirinde kendini bulan iki yarım elmadır mezkûr varlıklar. Lâkin tarih denilen tozlu aynada şu görüntü hayli bozulmuştur. Kültürlerin baskısı, güç hırsı ve dahi cehâletin karanlığı, ilâhî olanın yerine beşerî olanın çiğliğini koymuştur. Kadın, hikmetin merkezinden uzaklaştırılmış; bazen bir tabu, bazen bir meta, bazen de zayıflığın timsâli kılınmıştır. Hüseyin Hatemi, kalemiyle bu karanlığı yırtar. Tozları üfler. Hakîkatin yüzündeki peçeyi nazikçe kaldırır.
Varlığın esrarlı dehlizlerinde yankılanan ilk hitap, adaletin ve merhametin tınısını taşır. Kelâm, vücud bulduğunda her şey yerli yerine oturur. Mizân kurulur. Göklerin ve yerin arasında kalan ne varsa, şu muazzam dengenin birer cüz'üdür. İnsan, mezkûr nizamın hem şahidi hem muhatabıdır. Lâkin şahitlik, ağır bir yüktür. Görünene aldanmamayı, kabuğun altındaki cevheri bulmayı iktizâ eder. Hüseyin Hatemi Hocamız, elinizdeki şu müstesnâ eserle bizi işte bu şahitliğe, hikmetin sinesinde soluklanmaya davet eder. "İlahî Hikmette Kadın", kuru bir hukuk metni, sıradan bir sosyolojik tahlil yahut sığ bir apoloji gayreti uzağındadır. Bu metin; vicdanın, aklın ve imanın birleştiği bir kavşak noktasıdır. Yaratılışın sırrı, kesret içindeki vahdettedir. Kadın ve erkek, bu vahdetin iki farklı vechini temsil eder. Biri diğerinin rakibi, düşmanı yahut efendisi gayrıdır. Birbirini tamamlayan, birbirinde kendini bulan iki yarım elmadır mezkûr varlıklar. Lâkin tarih denilen tozlu aynada şu görüntü hayli bozulmuştur. Kültürlerin baskısı, güç hırsı ve dahi cehâletin karanlığı, ilâhî olanın yerine beşerî olanın çiğliğini koymuştur. Kadın, hikmetin merkezinden uzaklaştırılmış; bazen bir tabu, bazen bir meta, bazen de zayıflığın timsâli kılınmıştır. Hüseyin Hatemi, kalemiyle bu karanlığı yırtar. Tozları üfler. Hakîkatin yüzündeki peçeyi nazikçe kaldırır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 370,00 | 370,00 |
| 2 | 192,40 | 384,80 |
| 3 | 133,20 | 399,60 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 370,00 | 370,00 |
| 2 | 192,40 | 384,80 |
| 3 | 133,20 | 399,60 |