LOGOS, çağımızın en eski sorularını—Tanrı, zaman, özgür irade ve benlik—yeniden ve korkusuzca masaya yatıran bir felsefe metnidir. Ancak bu kitap, klasik akademik metinlerin soğuk mesafesini bilinçli olarak reddeder. Bunun yerine, Platoncu diyalog geleneğini çağdaş bir forma büründürerek düşüncenin canlılığını, çatışmasını ve açıklığını okurun önüne serer. Bir televizyon programı kurgusu içinde ilerleyen söyleşiler, felsefeyi kapalı bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarır; onu kamusal, tartışılabilir ve sarsıcı bir düşünme pratiği hâline getirir.
Kitabın ilk bölümünde iki felsefe profesörü arasında geçen diyaloglar aracılığıyla Tanrının bir varlık mı yoksa yalnızca bir kavram mı olduğu, zamanın akıp akmadığı, özgür iradenin bir yanılsama olup olmadığı ve benliğin neye karşılık geldiği sorgulanır. Bu sorgulamalar yapılırken ne metafizik kolaycılıklara sığınılır ne de bilimsel indirgemeciliğe teslim olunur. Nietzscheden Spinozaya, Epikurostan Kanta, Einsteindan Heideggere uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca okur, kesin cevaplardan çok daha değerli olan şeye davet edilir: düşünmeye.
LOGOSun ayırt edici gücü, felsefeyi nihai doğruların ilan edildiği bir kürsü olarak değil, belirsizliğin dürüstçe kabul edildiği bir alan olarak ele almasında yatar.
Metin, okuru ikna etmeye çalışmaz; onu rahatsız eder, durdurur, geri döndürür. Çünkü bu kitapta felsefe, rahatlatan değil; uyandıran bir etkinliktir. İkinci bölümde ise okur, antik bir yazı geleneği olan hupomnemata ile karşılaşır. Fragmanlar, aforizmalar, kısa anlatılar ve düşünce kırıntılarından oluşan bu bölüm; sistemli bir öğreti sunmak yerine, zihnin dolaşımına eşlik eder. Burada Herakleitosun "her şey akar" sözüyle karşılaşırız; Foucaultnun iktidar analizlerine, Zizekin paradokslarına, Levinasın etik çağrısına uğrarız. Bu bölüm, bir defter gibidir: Okunan, çizilen, altı çizilen, tekrar dönülen bir defter.
LOGOS, felsefeyi "bilinmesi gerekenler" listesi olmaktan çıkarıp, yaşanması gereken bir düşünme disiplini olarak ele alır. Okuru edilgen bir alıcı olmaktan çok, metnin ortağı olmaya çağırır. Çünkü bu kitapta okumak, aynı zamanda yazmaktır; düşünmek, aynı zamanda kendini yeniden kurmaktır. Bu kitap, hazır cevaplar arayanlara değil; sorularını ciddiye alanlara yazıldı.
LOGOS, çağımızın en eski sorularını—Tanrı, zaman, özgür irade ve benlik—yeniden ve korkusuzca masaya yatıran bir felsefe metnidir. Ancak bu kitap, klasik akademik metinlerin soğuk mesafesini bilinçli olarak reddeder. Bunun yerine, Platoncu diyalog geleneğini çağdaş bir forma büründürerek düşüncenin canlılığını, çatışmasını ve açıklığını okurun önüne serer. Bir televizyon programı kurgusu içinde ilerleyen söyleşiler, felsefeyi kapalı bir uzmanlık alanı olmaktan çıkarır; onu kamusal, tartışılabilir ve sarsıcı bir düşünme pratiği hâline getirir.
Kitabın ilk bölümünde iki felsefe profesörü arasında geçen diyaloglar aracılığıyla Tanrının bir varlık mı yoksa yalnızca bir kavram mı olduğu, zamanın akıp akmadığı, özgür iradenin bir yanılsama olup olmadığı ve benliğin neye karşılık geldiği sorgulanır. Bu sorgulamalar yapılırken ne metafizik kolaycılıklara sığınılır ne de bilimsel indirgemeciliğe teslim olunur. Nietzscheden Spinozaya, Epikurostan Kanta, Einsteindan Heideggere uzanan geniş bir düşünce hattı boyunca okur, kesin cevaplardan çok daha değerli olan şeye davet edilir: düşünmeye.
LOGOSun ayırt edici gücü, felsefeyi nihai doğruların ilan edildiği bir kürsü olarak değil, belirsizliğin dürüstçe kabul edildiği bir alan olarak ele almasında yatar.
Metin, okuru ikna etmeye çalışmaz; onu rahatsız eder, durdurur, geri döndürür. Çünkü bu kitapta felsefe, rahatlatan değil; uyandıran bir etkinliktir. İkinci bölümde ise okur, antik bir yazı geleneği olan hupomnemata ile karşılaşır. Fragmanlar, aforizmalar, kısa anlatılar ve düşünce kırıntılarından oluşan bu bölüm; sistemli bir öğreti sunmak yerine, zihnin dolaşımına eşlik eder. Burada Herakleitosun "her şey akar" sözüyle karşılaşırız; Foucaultnun iktidar analizlerine, Zizekin paradokslarına, Levinasın etik çağrısına uğrarız. Bu bölüm, bir defter gibidir: Okunan, çizilen, altı çizilen, tekrar dönülen bir defter.
LOGOS, felsefeyi "bilinmesi gerekenler" listesi olmaktan çıkarıp, yaşanması gereken bir düşünme disiplini olarak ele alır. Okuru edilgen bir alıcı olmaktan çok, metnin ortağı olmaya çağırır. Çünkü bu kitapta okumak, aynı zamanda yazmaktır; düşünmek, aynı zamanda kendini yeniden kurmaktır. Bu kitap, hazır cevaplar arayanlara değil; sorularını ciddiye alanlara yazıldı.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 138,60 | 138,60 |
| 2 | 72,07 | 144,14 |
| 3 | 49,90 | 149,69 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 138,60 | 138,60 |
| 2 | 72,07 | 144,14 |
| 3 | 49,90 | 149,69 |