Hanefiyye'nin Semerkant kolu şeklinde tanımlanabilecek Mâtu¨rîdiyye; Eş'ariyye ile birlikte Ehl-i su¨nnet itikadını sistematize eden kelam ekolu¨ olarak şöhret bulmuştur. Bununla birlikte Mâtu¨rîdî ulema İslamî ilimlerin fıkıh, usûl-i fıkıh, tefsir gibi diğer alanlarında da eserler yazmış, göru¨şler ortaya koymuşlardır. Ve hadis, Mâtu¨rîdîlerin fikir beyan ettikleri bu alanlarda atıf yaptıkları en önemli verilerden biri konumundadır. Bununla birlikte Mâtu¨rîdiyyenin hadis kullanımını sıkı bir denetime tabi tuttuğu göru¨lu¨r. Bu denetim kelam alanında "Âhâd haber itikadî konularda delil olmaz." veya "İtikadî bir hu¨ku¨m âhâd haber u¨zerine bina edilemez." prensibiyle göru¨nu¨me çıkar. Fikir beyan edilen diğer alanlarda ise temel hareket noktası "Âhâd haber aslî delillere arz edilmeden kullanılamaz." kuralıdır.
Dolayısıyla sistem içinde hadis genellikle Kur'ân, akıl, uygulama (amelî tevatu¨r), tarihî veriler, umumî belvâ gibi aslî delillerle zaten ulaşılmış olan sonucu teyit eden bir veri olarak atıf alır. Nitekim bu temel bilgi kaynaklarından bir veya birkaçına mu¨racaatla ulaşılan hu¨kmu¨n yer aldığı metinden hadisler çekilip çıkartıldığında neticenin genellikle değişmediği, sonuca halel gelmediği göru¨lu¨r. O halde Mâtu¨rîdîlerin hadislere bu kadar atıf yapmalarının sebebini, Kur'ân ve su¨nnete sıkı sıkıya bağlı olan ve bu¨yu¨k oranda ehl-i hadis tarafından temsil edilen muhafazakâr toplumun onayını alma veya en azından tepkisini çekmeme çabasına bağlamak mu¨mku¨ndu¨r.
Hanefiyye'nin Semerkant kolu şeklinde tanımlanabilecek Mâtu¨rîdiyye; Eş'ariyye ile birlikte Ehl-i su¨nnet itikadını sistematize eden kelam ekolu¨ olarak şöhret bulmuştur. Bununla birlikte Mâtu¨rîdî ulema İslamî ilimlerin fıkıh, usûl-i fıkıh, tefsir gibi diğer alanlarında da eserler yazmış, göru¨şler ortaya koymuşlardır. Ve hadis, Mâtu¨rîdîlerin fikir beyan ettikleri bu alanlarda atıf yaptıkları en önemli verilerden biri konumundadır. Bununla birlikte Mâtu¨rîdiyyenin hadis kullanımını sıkı bir denetime tabi tuttuğu göru¨lu¨r. Bu denetim kelam alanında "Âhâd haber itikadî konularda delil olmaz." veya "İtikadî bir hu¨ku¨m âhâd haber u¨zerine bina edilemez." prensibiyle göru¨nu¨me çıkar. Fikir beyan edilen diğer alanlarda ise temel hareket noktası "Âhâd haber aslî delillere arz edilmeden kullanılamaz." kuralıdır.
Dolayısıyla sistem içinde hadis genellikle Kur'ân, akıl, uygulama (amelî tevatu¨r), tarihî veriler, umumî belvâ gibi aslî delillerle zaten ulaşılmış olan sonucu teyit eden bir veri olarak atıf alır. Nitekim bu temel bilgi kaynaklarından bir veya birkaçına mu¨racaatla ulaşılan hu¨kmu¨n yer aldığı metinden hadisler çekilip çıkartıldığında neticenin genellikle değişmediği, sonuca halel gelmediği göru¨lu¨r. O halde Mâtu¨rîdîlerin hadislere bu kadar atıf yapmalarının sebebini, Kur'ân ve su¨nnete sıkı sıkıya bağlı olan ve bu¨yu¨k oranda ehl-i hadis tarafından temsil edilen muhafazakâr toplumun onayını alma veya en azından tepkisini çekmeme çabasına bağlamak mu¨mku¨ndu¨r.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 323,40 | 323,40 |
| 2 | 168,17 | 336,34 |
| 3 | 116,42 | 349,27 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 323,40 | 323,40 |
| 2 | 168,17 | 336,34 |
| 3 | 116,42 | 349,27 |