Tanrı'nın rahmeti ve gazabı, teolojinin en eski ve en tartışmalı meselelerinden biridir. Bu sıfatlar yalnızca insan zihninin Tanrı'yı kavrama çabasının ürünü değildir. Vahyin Tanrı'yı insana bizzat tanıttığı niteliklerdir. Bununla birlikte vahyin bu sıfatları dile getirmesi tartışmayı kapatmamış, aksine daha derin bir düşünce alanı ortaya çıkarmıştır. Bazı yorumlarda Tanrı insani duygularla açıklanmış, bazı yaklaşımlarda ise O'nun aşkınlığı öylesine vurgulanmıştır ki Tanrı'nın insan hayatıyla kurduğu ilişki belirsiz hale gelmiştir. Bu iki uç arasında kalıcı bir denge kurulamaması, düşünce tarihinin en köklü sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.
Elinizdeki kitap bu tartışmayı mitolojik anlatılardan antik felsefeye, tek tanrılı dinlerin teolojik geleneklerinden modern felsefeye uzanan geniş bir çerçevede ele almaktadır. Farklı geleneklerde tekrar eden ortak bir örüntü dikkat çekmektedir: Teşbih Tanrı'nın mutlak kemaline zarar verme riskini taşırken, aşırı tenzih vahiy dilinin yüklediği anlamı zayıflatmaktadır. Bu ikilem rahmet ve gazap kavramlarının ontolojik, epistemolojik ve etik boyutlarını bugün de belirleyen temel gerilimdir.
Çalışma bu gerilimi yalnızca tespit etmekle yetinmemektedir. İslam düşüncesinde kelâm, felsefe ve tasavvuf geleneklerinin bu meseleyle nasıl yüzleştiğini sistematik biçimde ortaya koymaktadır. Vahyin bağımsız bir bilgi kaynağı olarak konumunu ve bireysel ahlaki sorumluluğun metafizik temellerini merkeze alarak tutarlı bir değerlendirme çerçevesi geliştirmektedir.
Tanrı'nın rahmeti ve gazabı, teolojinin en eski ve en tartışmalı meselelerinden biridir. Bu sıfatlar yalnızca insan zihninin Tanrı'yı kavrama çabasının ürünü değildir. Vahyin Tanrı'yı insana bizzat tanıttığı niteliklerdir. Bununla birlikte vahyin bu sıfatları dile getirmesi tartışmayı kapatmamış, aksine daha derin bir düşünce alanı ortaya çıkarmıştır. Bazı yorumlarda Tanrı insani duygularla açıklanmış, bazı yaklaşımlarda ise O'nun aşkınlığı öylesine vurgulanmıştır ki Tanrı'nın insan hayatıyla kurduğu ilişki belirsiz hale gelmiştir. Bu iki uç arasında kalıcı bir denge kurulamaması, düşünce tarihinin en köklü sorunlarından biri olmaya devam etmektedir.
Elinizdeki kitap bu tartışmayı mitolojik anlatılardan antik felsefeye, tek tanrılı dinlerin teolojik geleneklerinden modern felsefeye uzanan geniş bir çerçevede ele almaktadır. Farklı geleneklerde tekrar eden ortak bir örüntü dikkat çekmektedir: Teşbih Tanrı'nın mutlak kemaline zarar verme riskini taşırken, aşırı tenzih vahiy dilinin yüklediği anlamı zayıflatmaktadır. Bu ikilem rahmet ve gazap kavramlarının ontolojik, epistemolojik ve etik boyutlarını bugün de belirleyen temel gerilimdir.
Çalışma bu gerilimi yalnızca tespit etmekle yetinmemektedir. İslam düşüncesinde kelâm, felsefe ve tasavvuf geleneklerinin bu meseleyle nasıl yüzleştiğini sistematik biçimde ortaya koymaktadır. Vahyin bağımsız bir bilgi kaynağı olarak konumunu ve bireysel ahlaki sorumluluğun metafizik temellerini merkeze alarak tutarlı bir değerlendirme çerçevesi geliştirmektedir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 379,89 | 379,89 |
| 2 | 197,54 | 395,09 |
| 3 | 136,76 | 410,28 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 379,89 | 379,89 |
| 2 | 197,54 | 395,09 |
| 3 | 136,76 | 410,28 |