Paul Gentizon'un Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu adlı eseri, erken Cumhuriyet Türkiye'sinin ve Doğu dünyasının tarihsel ataletten sıyrılma çabasını, özgül ve çarpıcı bir dönüşüm olarak ifade eder. Gentizon, gazeteci ve gözlemci kimliğiyle, 1920'lerin sonu ile 1930'ların başında Türkiye'de geçirdiği süre boyunca edindiği izlenimleri, Avrupa'nın siyasal düşüncesi ve modernleşme tartışmalarıyla birleştirir. Bu bakımdan eser, arşiv temelli bir akademik monografi olmaktan ziyade analitik bir metin özelliği taşır.
Kitabın merkezinde, Mustafa Kemal'in kişiliği ile Kemalist dönüşüm arasındaki ayrılmaz bağ yer alır. Gentizon, Cumhuriyet reformlarını "kendiliğinden gelişen" bir toplumsal evrim olarak değil, büyük ölçüde yukarıdan aşağıya, kararlı ve zorlayıcı bir siyasal iradenin ürünü olarak değerlendirir. Bu yaklaşım, yazarın sıkça başvurduğu karşılaştırmalı tarih perspektifiyle desteklenir; özellikle Büyük Petro dönemi Rusyası ile yeni kurulan Türk cumhuriyeti arasında kurulan paralellikler aracılığıyla, geri kalmışlık algısı, dinî muhafazakârlık ve devlet eliyle modernleşme arasındaki gerilimler tartışılır. Gentizon'a göre bu tür dönüşümler, liberal-demokratik ideallerle ölçüldüğünde problemli görünse de, belirli tarihsel koşullar altında kaçınılmaz bir mantık taşımaktadır.
Eserde dikkat çeken bir diğer unsur, Doğu–Batı karşıtlığının indirgemeci bir şemaya dönüştürülmemesidir. Gentizon, Türkiye'yi pasif bir "Batılılaşma nesnesi" olarak sunmak yerine, kendi iç dinamikleriyle modernleşmeye yönelen bir aktör olarak ele alır. İslam, gelenek, hukuk ve toplumsal alışkanlıklar, yazarın anlatısında durağan bir blok değil; reformlarla çatışan, dönüşen ve yeniden biçimlenen unsurlar olarak değerlendirilir. Bu bağlamda kitap, dönemin yaygın Oryantalist söylemlerinden kısmen ayrılan, daha karmaşık ve çelişkili bir Doğu tasavvuru meydana getirir.
Paul Gentizon'un Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu adlı eseri, erken Cumhuriyet Türkiye'sinin ve Doğu dünyasının tarihsel ataletten sıyrılma çabasını, özgül ve çarpıcı bir dönüşüm olarak ifade eder. Gentizon, gazeteci ve gözlemci kimliğiyle, 1920'lerin sonu ile 1930'ların başında Türkiye'de geçirdiği süre boyunca edindiği izlenimleri, Avrupa'nın siyasal düşüncesi ve modernleşme tartışmalarıyla birleştirir. Bu bakımdan eser, arşiv temelli bir akademik monografi olmaktan ziyade analitik bir metin özelliği taşır.
Kitabın merkezinde, Mustafa Kemal'in kişiliği ile Kemalist dönüşüm arasındaki ayrılmaz bağ yer alır. Gentizon, Cumhuriyet reformlarını "kendiliğinden gelişen" bir toplumsal evrim olarak değil, büyük ölçüde yukarıdan aşağıya, kararlı ve zorlayıcı bir siyasal iradenin ürünü olarak değerlendirir. Bu yaklaşım, yazarın sıkça başvurduğu karşılaştırmalı tarih perspektifiyle desteklenir; özellikle Büyük Petro dönemi Rusyası ile yeni kurulan Türk cumhuriyeti arasında kurulan paralellikler aracılığıyla, geri kalmışlık algısı, dinî muhafazakârlık ve devlet eliyle modernleşme arasındaki gerilimler tartışılır. Gentizon'a göre bu tür dönüşümler, liberal-demokratik ideallerle ölçüldüğünde problemli görünse de, belirli tarihsel koşullar altında kaçınılmaz bir mantık taşımaktadır.
Eserde dikkat çeken bir diğer unsur, Doğu–Batı karşıtlığının indirgemeci bir şemaya dönüştürülmemesidir. Gentizon, Türkiye'yi pasif bir "Batılılaşma nesnesi" olarak sunmak yerine, kendi iç dinamikleriyle modernleşmeye yönelen bir aktör olarak ele alır. İslam, gelenek, hukuk ve toplumsal alışkanlıklar, yazarın anlatısında durağan bir blok değil; reformlarla çatışan, dönüşen ve yeniden biçimlenen unsurlar olarak değerlendirilir. Bu bağlamda kitap, dönemin yaygın Oryantalist söylemlerinden kısmen ayrılan, daha karmaşık ve çelişkili bir Doğu tasavvuru meydana getirir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 318,50 | 318,50 |
| 2 | 165,62 | 331,24 |
| 3 | 114,66 | 343,98 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 318,50 | 318,50 |
| 2 | 165,62 | 331,24 |
| 3 | 114,66 | 343,98 |