Benzer hayatlar, benzer hikayeler
... Klasik müziğin başkenti Viyanada Mozartın bestelerini yaptığı Salzburga yakın Wolfgang Gölü kıyısındaki, Avusturya İmparatoru Franz Josefin av köşkünün de bulunduğu ve gürültülü bir kalabalığın oturduğu yazlık kafede bir genç, masasından kalktı, sessiz ve sakin bir şekilde vakur adımlarla ta ilerdeki kuyruklu piyanonun başına mütevazi bir özgüvenle oturdu ve ardından bir Dong sesi duyuldu. O an birden bütün ağaçlar, bütün kuşlar, bütün tabiat, hasılı bütün alem sustu. Ortalık bir anda bir mabet sessizliğine büründü. Koca bir sessizliğin ortasında büyük bir coşkuyla Mozartın Türk Marşını çalıyordu genç adam. Kendinden geçercesine basıyordu piyanonun tuşlarına. Havada sadece Mozartın notaları uçuşuyordu. Biraz sonra piyano sustu ve ardından müthiş bir alkış tufanı koptu, alkış sesleri karşıki tepelerde yankılandı. Ve o genç adam aynı ağırbaşlılık ve alçak gönüllükle, kararlı ve emin adımlarla masasına doğru yürüdü.
İç Batı Anadolunun küçük bir şehrinden gelerek Ankaranın Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik bölümünden mezun bir müzik öğretmeniydi ve arkadaşlarıyla birlikte bir kültür gezisine katılmıştı. Ve bir Türk, Mozartın bestelerini yazdığı köyünde, büyük bir kalabalığın önünde, engin özgüveniyle Türk Marşını çalıyordu. Bu ne büyük bir gururdu. Bu ne büyük bir onurdu bizler için. Ve de ne unutulmaz anı idi.
Benzer hayatlar, benzer hikayeler
... Klasik müziğin başkenti Viyanada Mozartın bestelerini yaptığı Salzburga yakın Wolfgang Gölü kıyısındaki, Avusturya İmparatoru Franz Josefin av köşkünün de bulunduğu ve gürültülü bir kalabalığın oturduğu yazlık kafede bir genç, masasından kalktı, sessiz ve sakin bir şekilde vakur adımlarla ta ilerdeki kuyruklu piyanonun başına mütevazi bir özgüvenle oturdu ve ardından bir Dong sesi duyuldu. O an birden bütün ağaçlar, bütün kuşlar, bütün tabiat, hasılı bütün alem sustu. Ortalık bir anda bir mabet sessizliğine büründü. Koca bir sessizliğin ortasında büyük bir coşkuyla Mozartın Türk Marşını çalıyordu genç adam. Kendinden geçercesine basıyordu piyanonun tuşlarına. Havada sadece Mozartın notaları uçuşuyordu. Biraz sonra piyano sustu ve ardından müthiş bir alkış tufanı koptu, alkış sesleri karşıki tepelerde yankılandı. Ve o genç adam aynı ağırbaşlılık ve alçak gönüllükle, kararlı ve emin adımlarla masasına doğru yürüdü.
İç Batı Anadolunun küçük bir şehrinden gelerek Ankaranın Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik bölümünden mezun bir müzik öğretmeniydi ve arkadaşlarıyla birlikte bir kültür gezisine katılmıştı. Ve bir Türk, Mozartın bestelerini yazdığı köyünde, büyük bir kalabalığın önünde, engin özgüveniyle Türk Marşını çalıyordu. Bu ne büyük bir gururdu. Bu ne büyük bir onurdu bizler için. Ve de ne unutulmaz anı idi.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 118,50 | 118,50 |
| 2 | 61,62 | 123,24 |
| 3 | 42,66 | 127,98 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 118,50 | 118,50 |
| 2 | 61,62 | 123,24 |
| 3 | 42,66 | 127,98 |