Parlamenter sistemlerin merkezinde konumlanan başbakanlık makamı, zamanla "eşitler arasında birinci" (primus inter pares) şeklindeki geleneksel tanımını aşan köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Özellikle yirminci yüzyılda yürütme erkinin küresel ölçekte yasama karşısında belirgin bir güç kazanmasıyla birlikte, bu güç parlamenter rejimlerde başbakanlık etrafında yoğunlaşmıştır. Başbakanın yürütme içindeki artan nüfuzu ve parti liderliği vasıtasıyla yasama üzerindeki kontrolü, siyasal sistemdeki ağırlığını çarpıcı biçimde pekiştirmiştir. Bu dönüşüm, özellikle İngiliz siyasetçi ve akademisyen Richard Crossman tarafından "Başbakanlık Hükûmeti" kavramıyla teorik bir çerçeveye oturtulmuştur. Crossmana göre İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde klasik kabine hükûmeti anlayışı ve kolektif sorumluluk ilkesi giderek sembolikleşerek bir "mit"e dönüşmüş ve yerini fiilen "Başbakanlık Hükûmeti"ne bırakmıştır.
1982 Anayasasının yürütmeyi "yetki ve görev" olarak tanımlayarak rasyonelleştirilmiş parlamentarizm araçlarıyla tahkim etmesi, Türkiye'de bu modelin uygulanması için elverişli bir zemin hazırlamıştır. Elinizdeki eser, 2002 yılı sonrasında ortaya çıkan güçlü hükûmet yapısını ve başbakanın merkezi konumunu işte bu teorik çerçevede ele almaktadır. Türkiye'nin yakın dönem siyasal dönüşümünü anlamak için özgün bir bakış açısı sunan bu çalışmanın temel argümanı, "Başbakanlık Hükûmeti" modelinin Türkiye'de belirginleşmesinin Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kesintisiz tek parti iktidarları ve Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık döneminde mümkün olduğudur. 1982 Anayasası'nın yürütmeyi güçlendiren hukukî zemini, ardışık seçim zaferleri, geleneksel askerî vesayet kurumlarının zayıflatılması ve güçlü liderlik özelliklerinin özgün bir konjonktürde birleşmesi, başbakanın yürütme, yasama ve parti mekanizmaları üzerinde merkezi bir güç ve otorite temerküz etmesini sağlamıştır.
Bu kitap yalnızca kapanmış bir tarihsel dönemin analizi değildir. Türkiye'nin 2018 yılında resmen geçtiği Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin fiili altyapısının ve siyasal kodlarının nasıl inşa edildiğini anlamak için de kritik bir anahtar sunmaktadır. 2003-2014 yıllarında başbakanlık makamında belirginleşen güç temerküzü, parlamenter sistemin sınırlarını aşarak sonraki radikal sistem değişikliğinin tarihsel temellerini hazırlamıştır. Bu açıdan eser, Türkiye'nin yakın siyasal tarihini anlamak kadar bugünkü siyasal yapının kökenlerini kavramak için de vazgeçilmez bir kaynak niteliğindedir.
Parlamenter sistemlerin merkezinde konumlanan başbakanlık makamı, zamanla "eşitler arasında birinci" (primus inter pares) şeklindeki geleneksel tanımını aşan köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Özellikle yirminci yüzyılda yürütme erkinin küresel ölçekte yasama karşısında belirgin bir güç kazanmasıyla birlikte, bu güç parlamenter rejimlerde başbakanlık etrafında yoğunlaşmıştır. Başbakanın yürütme içindeki artan nüfuzu ve parti liderliği vasıtasıyla yasama üzerindeki kontrolü, siyasal sistemdeki ağırlığını çarpıcı biçimde pekiştirmiştir. Bu dönüşüm, özellikle İngiliz siyasetçi ve akademisyen Richard Crossman tarafından "Başbakanlık Hükûmeti" kavramıyla teorik bir çerçeveye oturtulmuştur. Crossmana göre İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde klasik kabine hükûmeti anlayışı ve kolektif sorumluluk ilkesi giderek sembolikleşerek bir "mit"e dönüşmüş ve yerini fiilen "Başbakanlık Hükûmeti"ne bırakmıştır.
1982 Anayasasının yürütmeyi "yetki ve görev" olarak tanımlayarak rasyonelleştirilmiş parlamentarizm araçlarıyla tahkim etmesi, Türkiye'de bu modelin uygulanması için elverişli bir zemin hazırlamıştır. Elinizdeki eser, 2002 yılı sonrasında ortaya çıkan güçlü hükûmet yapısını ve başbakanın merkezi konumunu işte bu teorik çerçevede ele almaktadır. Türkiye'nin yakın dönem siyasal dönüşümünü anlamak için özgün bir bakış açısı sunan bu çalışmanın temel argümanı, "Başbakanlık Hükûmeti" modelinin Türkiye'de belirginleşmesinin Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kesintisiz tek parti iktidarları ve Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık döneminde mümkün olduğudur. 1982 Anayasası'nın yürütmeyi güçlendiren hukukî zemini, ardışık seçim zaferleri, geleneksel askerî vesayet kurumlarının zayıflatılması ve güçlü liderlik özelliklerinin özgün bir konjonktürde birleşmesi, başbakanın yürütme, yasama ve parti mekanizmaları üzerinde merkezi bir güç ve otorite temerküz etmesini sağlamıştır.
Bu kitap yalnızca kapanmış bir tarihsel dönemin analizi değildir. Türkiye'nin 2018 yılında resmen geçtiği Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin fiili altyapısının ve siyasal kodlarının nasıl inşa edildiğini anlamak için de kritik bir anahtar sunmaktadır. 2003-2014 yıllarında başbakanlık makamında belirginleşen güç temerküzü, parlamenter sistemin sınırlarını aşarak sonraki radikal sistem değişikliğinin tarihsel temellerini hazırlamıştır. Bu açıdan eser, Türkiye'nin yakın siyasal tarihini anlamak kadar bugünkü siyasal yapının kökenlerini kavramak için de vazgeçilmez bir kaynak niteliğindedir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 174,00 | 174,00 |
| 2 | 90,48 | 180,96 |
| 3 | 62,64 | 187,92 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 174,00 | 174,00 |
| 2 | 90,48 | 180,96 |
| 3 | 62,64 | 187,92 |