"Bu bildiğin kutsal kitaplardan değil."
Bir gün Tanrı unutmaya başlarsa ne olur? Kendi yarattığı dünyayı, kurduğu düzeni ve en tehlikelisi, kendi sözlerini…
Tanrının Karıncaları, gökyüzünden dünyaya inen bir Tanrı'nın hikâyesini anlatırken, aynı zamanda bir yazarın zihnine sızan bir kurgunun kime ait olduğunu sorgulayan katmanlı bir anlatı kurar.
Hatice, yazmak isteyen ama bir türlü yazamayan genç bir yazardır. Üstelik Tanrı'ya inanmıyordur. Tanrı ise bu kez uzaktan izlemek ya da konuşmak yerine doğrudan oyuna dahil olur. Çünkü her şey, ona yöneltilmiş basit ama rahatsız edici bir soruyla başlar: Eğer gerçekten varsa, neden hiçbir şey yapmıyordur?
Bu soruya cevap vermek yerine Tanrı dünyaya iner ve Hatice'nin hayatına girer. Aralarında tuhaf bir ilişki kurulur. Tanrı anlatmak ister, Hatice yazmak istemez. Biri hatırladığından emin değildir, diğeri ise inanmamakta ısrarcıdır.
Zamanla yazılmaya başlayan şeyin bir kurgu mu, bir itiraf mı yoksa çoktan yaşanmış bir gerçeğin kaydı mı olduğu belirsizleşir. Çünkü hikâye ilerledikçe asıl mesele yazmak olmaktan çıkar; kimin yazdığı sorusu giderek daha rahatsız edici bir hâl alır.
Tanrının Karıncaları, inanç, özgür irade ve yaratım üzerine düşündürürken, okuru tek bir soruyla baş başa bırakır: Eğer Tanrı gerçekten konuşmayı bıraktıysa, şimdi yazan kim?
"Bu bildiğin kutsal kitaplardan değil."
Bir gün Tanrı unutmaya başlarsa ne olur? Kendi yarattığı dünyayı, kurduğu düzeni ve en tehlikelisi, kendi sözlerini…
Tanrının Karıncaları, gökyüzünden dünyaya inen bir Tanrı'nın hikâyesini anlatırken, aynı zamanda bir yazarın zihnine sızan bir kurgunun kime ait olduğunu sorgulayan katmanlı bir anlatı kurar.
Hatice, yazmak isteyen ama bir türlü yazamayan genç bir yazardır. Üstelik Tanrı'ya inanmıyordur. Tanrı ise bu kez uzaktan izlemek ya da konuşmak yerine doğrudan oyuna dahil olur. Çünkü her şey, ona yöneltilmiş basit ama rahatsız edici bir soruyla başlar: Eğer gerçekten varsa, neden hiçbir şey yapmıyordur?
Bu soruya cevap vermek yerine Tanrı dünyaya iner ve Hatice'nin hayatına girer. Aralarında tuhaf bir ilişki kurulur. Tanrı anlatmak ister, Hatice yazmak istemez. Biri hatırladığından emin değildir, diğeri ise inanmamakta ısrarcıdır.
Zamanla yazılmaya başlayan şeyin bir kurgu mu, bir itiraf mı yoksa çoktan yaşanmış bir gerçeğin kaydı mı olduğu belirsizleşir. Çünkü hikâye ilerledikçe asıl mesele yazmak olmaktan çıkar; kimin yazdığı sorusu giderek daha rahatsız edici bir hâl alır.
Tanrının Karıncaları, inanç, özgür irade ve yaratım üzerine düşündürürken, okuru tek bir soruyla baş başa bırakır: Eğer Tanrı gerçekten konuşmayı bıraktıysa, şimdi yazan kim?
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 245,18 | 245,18 |
| 2 | 127,49 | 254,99 |
| 3 | 88,26 | 264,79 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 245,18 | 245,18 |
| 2 | 127,49 | 254,99 |
| 3 | 88,26 | 264,79 |