Bu eser, kadim Çin medeniyetinin geçmişten günümüze kadar aldığı yolun kısa bir anlatısıdır. Bir nevi Çin'i araştırmak ve okumak isteyenler için bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır. Çin dediğimizde, bu medeniyete uzak bir ülke olarak atıfta bulunsak da dünya tarihinde Çin'e en yakın olanlardan biri aslında biziz. Hunlardan veya Göktürklerden bahsettiğimizde de aslında bu tarihsel bağların izlerini görürüz. Tarihsel süreç içerisinde, zaman zaman savaşmış, zaman zaman barışmış iki kadim milletiz. Bu nedenle iki millet arasında zıtlıkların birbirini tamamladığı tarihsel bir ilişki söz konusudur. Henüz tarih sahnesinde bir hanedanlık kadar ömrü olan bazı batılı ülkeler Çin'i çok iyi analiz ederken, biz maalesef bu alanda geri kalmış durumdayız. Eğer bir milleti düşman olarak görüyorsak düşmanımızı, dost olarak görüyorsak dostumuzu tanımak zorundayız. Yani muhatabımızı tanımalıyız.
Kadim Çin medeniyeti, yalnızca barut, kâğıt ve pusula gibi icatlarla değil; aynı zamanda Konfüçyüs ekolü (??, Rújia), Dao ekolü (??, Dàojia) ve Yasacılık ekolü (??, Fajia) gibi güçlü düşünce gelenekleriyle de dünya tarihine önemli katkılar sunmuştur. Çin düşünce tarihi, kendi içinde barındırdığı zenginlikler sayesinde günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Bugün Konfüçyüs (??, Kongzi), Laozi (??, Laozi) ve Han Feizi (???, Hán Feizi) gibi düşünürlerin mirası, Çin kültür ve medeniyetinin kolektif belleğinde varlığını sürdürmektedir.
Günümüzde bu düşünce, dünyanın dört bir yanına Konfüçyüs Enstitüleri aracılığıyla yayılmaktadır. Bir zamanlar zor olduğu düşünülerek mesafeli yaklaşılan Çinceyi öğrenmeye yönelik ilgi giderek artmaktadır. Kuşkusuz bunda Çin'in son yıllarda göstermiş olduğu ekonomik yükselişin büyük payı bulunmaktadır. Çin, dış dünyaya Konfüçyüs ekolü üzerinden bir vitrin sunarken, iç yönetim anlayışında daha çok Yasacılık ekolünün derin izleri görülmektedir. Nitekim Çin siyasi düşünce tarihinde sıkça dile getirilen "dışta Konfüçyüsçülük, içte Yasacılık (????, Wài Rú Nèi Fa)" söylemi, 1 Ekim 1949'da kurulan Çin Halk Cumhuriyetinde de varlığını sürdürmüştür.
Özellikle Çin'de son yıllarda dijital çağın imkânlarından yararlanılarak dijital devlete doğru bir evrilme görülmektedir. Çin yönetimi, büyük veri, yapay zekâ ve dijital gözetim teknolojilerini kullanarak "Sosyal Kredi Sistemi" aracılığıyla bireylerin davranışlarını izleyen ve yönlendiren bir yönetim modeli ortaya koymuştur. Bu sistemin düşünsel altyapısı, Çin tarihinin derinliklerinde yer alan Yasacılık ekolüne dayanmaktadır. Yalnızca Çin'de değil, tüm dünyada ses getiren sosyal kredi sistemi, modern Çin yönetim anlayışının bir yansımasıdır. Bu kitap, bu uygulamaların yalnızca teknolojik bir gelişme olmadığını; aynı zamanda kadim Çin düşüncesinin günümüz koşullarında yeniden yorumlanmasının bir sonucu olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
Bu eser, kadim Çin medeniyetinin geçmişten günümüze kadar aldığı yolun kısa bir anlatısıdır. Bir nevi Çin'i araştırmak ve okumak isteyenler için bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır. Çin dediğimizde, bu medeniyete uzak bir ülke olarak atıfta bulunsak da dünya tarihinde Çin'e en yakın olanlardan biri aslında biziz. Hunlardan veya Göktürklerden bahsettiğimizde de aslında bu tarihsel bağların izlerini görürüz. Tarihsel süreç içerisinde, zaman zaman savaşmış, zaman zaman barışmış iki kadim milletiz. Bu nedenle iki millet arasında zıtlıkların birbirini tamamladığı tarihsel bir ilişki söz konusudur. Henüz tarih sahnesinde bir hanedanlık kadar ömrü olan bazı batılı ülkeler Çin'i çok iyi analiz ederken, biz maalesef bu alanda geri kalmış durumdayız. Eğer bir milleti düşman olarak görüyorsak düşmanımızı, dost olarak görüyorsak dostumuzu tanımak zorundayız. Yani muhatabımızı tanımalıyız.
Kadim Çin medeniyeti, yalnızca barut, kâğıt ve pusula gibi icatlarla değil; aynı zamanda Konfüçyüs ekolü (??, Rújia), Dao ekolü (??, Dàojia) ve Yasacılık ekolü (??, Fajia) gibi güçlü düşünce gelenekleriyle de dünya tarihine önemli katkılar sunmuştur. Çin düşünce tarihi, kendi içinde barındırdığı zenginlikler sayesinde günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Bugün Konfüçyüs (??, Kongzi), Laozi (??, Laozi) ve Han Feizi (???, Hán Feizi) gibi düşünürlerin mirası, Çin kültür ve medeniyetinin kolektif belleğinde varlığını sürdürmektedir.
Günümüzde bu düşünce, dünyanın dört bir yanına Konfüçyüs Enstitüleri aracılığıyla yayılmaktadır. Bir zamanlar zor olduğu düşünülerek mesafeli yaklaşılan Çinceyi öğrenmeye yönelik ilgi giderek artmaktadır. Kuşkusuz bunda Çin'in son yıllarda göstermiş olduğu ekonomik yükselişin büyük payı bulunmaktadır. Çin, dış dünyaya Konfüçyüs ekolü üzerinden bir vitrin sunarken, iç yönetim anlayışında daha çok Yasacılık ekolünün derin izleri görülmektedir. Nitekim Çin siyasi düşünce tarihinde sıkça dile getirilen "dışta Konfüçyüsçülük, içte Yasacılık (????, Wài Rú Nèi Fa)" söylemi, 1 Ekim 1949'da kurulan Çin Halk Cumhuriyetinde de varlığını sürdürmüştür.
Özellikle Çin'de son yıllarda dijital çağın imkânlarından yararlanılarak dijital devlete doğru bir evrilme görülmektedir. Çin yönetimi, büyük veri, yapay zekâ ve dijital gözetim teknolojilerini kullanarak "Sosyal Kredi Sistemi" aracılığıyla bireylerin davranışlarını izleyen ve yönlendiren bir yönetim modeli ortaya koymuştur. Bu sistemin düşünsel altyapısı, Çin tarihinin derinliklerinde yer alan Yasacılık ekolüne dayanmaktadır. Yalnızca Çin'de değil, tüm dünyada ses getiren sosyal kredi sistemi, modern Çin yönetim anlayışının bir yansımasıdır. Bu kitap, bu uygulamaların yalnızca teknolojik bir gelişme olmadığını; aynı zamanda kadim Çin düşüncesinin günümüz koşullarında yeniden yorumlanmasının bir sonucu olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 252,00 | 252,00 |
| 2 | 131,04 | 262,08 |
| 3 | 90,72 | 272,16 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 252,00 | 252,00 |
| 2 | 131,04 | 262,08 |
| 3 | 90,72 | 272,16 |