Tedavülden Kalkan Duygular adlı eser, Vefa, sabır, samimiyet ve karşılıksız sevgi gibi duygulann günümüz hız ve haz çağında modern ve dijitalleşen dünyanın gürültüsü içinde insanın kendi özüne yabancılaşması yanında, kaybolan, eskiyen veya artık kullanışlı görülmediği için bir kenara itilen insani değerlere, hüzünlü ama umutlu bir ayna tutan ve bireyin kendi öz doğasından kopup toplumsal bir otomata dönüşmesinin temsilidir.
Sosyolojik olarak nitelikli zaman, yerini nicelikli zamana bırakmıştır. Yazar, ince düşüncelerin ve derin duyguların yetişebilmesi için gereken o toplumsal yavaşlığın yok edildiğini savunur. Hız, derinliği öldürür; sığlık ise duygulann tedavülden kalkmasına neden olur.
Modern insanın en büyük kaybı olarak bekleme kültürünü (sabır) görür. Her şeyin anında (fast-food, anlık mesaj, hızlı tüketim) gerçekleştiği bir çağda, sabrın bir erdemden ziyade bir vakit kaybı olarak görülmesini eleştirir. Geçmişe özlem duyan bir romantizmden ziyade, bugünün içinde o kaybolan duygulanı nasıl yeniden tedavüle sokabileceğimiz konusu yanında, bu duyguların kendi kendine yok olmadığını, sistemli bir şekilde geçersiz kılındığını vurgular. Bu kitap Tedavülden kalkan her duyguyu, kelimeleri birer tuğla gibi kullanarak, modernitenin yıktığı duygusal kaleleri yeniden onarmaya çalışma anlatısıdır.
Duygular tedavülden kalksa da, onlanı yeniden geçerli kılacak olan yine insanın niyetidir.
Eskimeyen Değil, Eskitilen Değerler Geleceği Yaşamak Yerine Anı Kaybetme Telaşı içinde biraz yavaşlamaya ve kaybettiğimiz o incelikleri aramaya çok ihtiyacımız var.
Tedavülden Kalkan Duygular adlı eser, Vefa, sabır, samimiyet ve karşılıksız sevgi gibi duygulann günümüz hız ve haz çağında modern ve dijitalleşen dünyanın gürültüsü içinde insanın kendi özüne yabancılaşması yanında, kaybolan, eskiyen veya artık kullanışlı görülmediği için bir kenara itilen insani değerlere, hüzünlü ama umutlu bir ayna tutan ve bireyin kendi öz doğasından kopup toplumsal bir otomata dönüşmesinin temsilidir.
Sosyolojik olarak nitelikli zaman, yerini nicelikli zamana bırakmıştır. Yazar, ince düşüncelerin ve derin duyguların yetişebilmesi için gereken o toplumsal yavaşlığın yok edildiğini savunur. Hız, derinliği öldürür; sığlık ise duygulann tedavülden kalkmasına neden olur.
Modern insanın en büyük kaybı olarak bekleme kültürünü (sabır) görür. Her şeyin anında (fast-food, anlık mesaj, hızlı tüketim) gerçekleştiği bir çağda, sabrın bir erdemden ziyade bir vakit kaybı olarak görülmesini eleştirir. Geçmişe özlem duyan bir romantizmden ziyade, bugünün içinde o kaybolan duygulanı nasıl yeniden tedavüle sokabileceğimiz konusu yanında, bu duyguların kendi kendine yok olmadığını, sistemli bir şekilde geçersiz kılındığını vurgular. Bu kitap Tedavülden kalkan her duyguyu, kelimeleri birer tuğla gibi kullanarak, modernitenin yıktığı duygusal kaleleri yeniden onarmaya çalışma anlatısıdır.
Duygular tedavülden kalksa da, onlanı yeniden geçerli kılacak olan yine insanın niyetidir.
Eskimeyen Değil, Eskitilen Değerler Geleceği Yaşamak Yerine Anı Kaybetme Telaşı içinde biraz yavaşlamaya ve kaybettiğimiz o incelikleri aramaya çok ihtiyacımız var.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 164,00 | 164,00 |
| 2 | 85,28 | 170,56 |
| 3 | 59,04 | 177,12 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 164,00 | 164,00 |
| 2 | 85,28 | 170,56 |
| 3 | 59,04 | 177,12 |