İnsan zihnini anlamaya yönelik binlerce yıllık felsefi arayışın mirasçısı olan yapay zeka, bir yandan insanlığı heyecanlandırırken diğer yandan bizi kendi görünmez mantığının içine doğru çekmekte; hukukun işleyişini, toplumsal kontrol mekanizmalarını ve iktidarın görünmez biçimlerini köklü biçimde dönüştüren yeni bir çağın kapısını aralamaktadır. Ceza adaleti sistemlerine entegre edilen algoritmik karar mekanizmaları, tarafsızlık ve verimlilik vaadiyle yaygınlaşırken şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuki meşruiyet gibi endişeleri de beraberinde getirmektedir. Aktüeryal risk değerlendirme araçlarından dijital gözetim ağlarına uzanan bu yeni dönem, toplumsal kontrolün doğasını yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşümü ifade etmektedir. Bu çalışma, toplumsal kontrol düşüncesinin tarihsel dönüşümünü Edward Alsworth Rosstan Michel Foucault ve sonrasına uzanan kuramsal çizgi üzerinden ele almakta ve yapay zeka destekli uygulamaların ceza yargılamasında ortaya çıkardığı yeni denetim biçimlerini çok katmanlı bir analiz çerçevesi içerisinde incelemektedir. Hakim Arka Kapı Trojan metaforu etrafında geliştirilen bu yaklaşım, içinde bulunduğumuz post-toplumsal kontrol çağında; yargıda görünmez müdahale potansiyelini ve algoritmik ayrımcılık ihtimallerini, ceza yargılamasında kişisel verilerin işlenmesi ve veri gizliliği ile şeffaflık ve hesap verebilirlik sorunu, yapay zeka hakimler ve algoritmik yargının hakim üzerindeki dönüştürücü etkisi üzerinden tartışmaya açmaktadır. Yapay zekanın karar süreçlerine giderek daha fazla nüfuz ettiği bir çağda insanlık, kadim bir soruyla yeniden yüzleşmektedir: Quis custodiet ipsos custodes? Gözcülerin kendisini kim gözetleyecektir?
İnsan zihnini anlamaya yönelik binlerce yıllık felsefi arayışın mirasçısı olan yapay zeka, bir yandan insanlığı heyecanlandırırken diğer yandan bizi kendi görünmez mantığının içine doğru çekmekte; hukukun işleyişini, toplumsal kontrol mekanizmalarını ve iktidarın görünmez biçimlerini köklü biçimde dönüştüren yeni bir çağın kapısını aralamaktadır. Ceza adaleti sistemlerine entegre edilen algoritmik karar mekanizmaları, tarafsızlık ve verimlilik vaadiyle yaygınlaşırken şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuki meşruiyet gibi endişeleri de beraberinde getirmektedir. Aktüeryal risk değerlendirme araçlarından dijital gözetim ağlarına uzanan bu yeni dönem, toplumsal kontrolün doğasını yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşümü ifade etmektedir. Bu çalışma, toplumsal kontrol düşüncesinin tarihsel dönüşümünü Edward Alsworth Rosstan Michel Foucault ve sonrasına uzanan kuramsal çizgi üzerinden ele almakta ve yapay zeka destekli uygulamaların ceza yargılamasında ortaya çıkardığı yeni denetim biçimlerini çok katmanlı bir analiz çerçevesi içerisinde incelemektedir. Hakim Arka Kapı Trojan metaforu etrafında geliştirilen bu yaklaşım, içinde bulunduğumuz post-toplumsal kontrol çağında; yargıda görünmez müdahale potansiyelini ve algoritmik ayrımcılık ihtimallerini, ceza yargılamasında kişisel verilerin işlenmesi ve veri gizliliği ile şeffaflık ve hesap verebilirlik sorunu, yapay zeka hakimler ve algoritmik yargının hakim üzerindeki dönüştürücü etkisi üzerinden tartışmaya açmaktadır. Yapay zekanın karar süreçlerine giderek daha fazla nüfuz ettiği bir çağda insanlık, kadim bir soruyla yeniden yüzleşmektedir: Quis custodiet ipsos custodes? Gözcülerin kendisini kim gözetleyecektir?
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 621,00 | 621,00 |
| 2 | 322,92 | 645,84 |
| 3 | 223,56 | 670,68 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 621,00 | 621,00 |
| 2 | 322,92 | 645,84 |
| 3 | 223,56 | 670,68 |