Georg Friedrich Wilhelm Rosen (1820-1891), diplomat olmakla beraber, aslında üst derecelerde bir Şark uzmanıdır. Şark bilimleri ve dilleri sahasında önemli isimleri barındıran ailesinin sevkiyle, kendisi de bu sahaya yönelmiştir. 1844 senesinde İstanbulda Prusya elçiliği tercümanı olarak bulunmuş, 1852-1867 arası Kudüste Prusya Konsolosluğu vazifesini ifa etmiştir. Telif ettiği çeşitli eserler hakkında elinizdeki kitapta gerekli bilgi verilmektedir. En önemli eseri olan Türkiye Tarihini de Kudüste bulunduğu sırada yazmıştır. 1867 ve 1875 yılları arasında Belgraddaki Kuzey Alman Konfederasyonunun (1871den sonra Alman İmparatorluğu) başkonsolosluğunu yapmış ve 1875te doğduğu Detmolda geri dönmüştür.
Rosen'in kaleme aldığı, Osmanlı Tarihi, Türkiye Tarihi ismi altında 2 cilt olarak yayımlanmıştır. Özellikle II. Mahmud dönemiyle alakalı yaptığı orijinal çalışmalarla bildiğimiz Prof. Dr. Kemal Beydilli'nin tercüme ettiği eserin birinci cildi olan bu çalışma, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılışından Sultan II. Mahmud'un vefatına kadar dönemi ele almaktadır. 1866 ve 1867 yıllarında basılan Türkiye Tarihi, özellikle bir diplomat elinden çıkan bir diplomasi tarihi olması sebebiyle ayrı bir önem taşır. Bu anlamda eser, diplomatik mahfillerde dolaşan bilgiler ışığında ve kullandığı sair önemli kaynaklar ve belgeler müvacehesinde kaleme alınmış çok önemli bir kaynaktır. Eser Sultan Mahmudun vefatı ve oğlu Abdülmecidin cülusuyla sona erer (1839). Rosenin değerlendirmesini okuyalım:
Sultan Mahmud ömrünü, bütün bu gelişmelerin olumsuzlukları içinde başarısının herhangi bir meyvesini tadamadan geçirdi. Ama bütün bunlara rağmen, eseri yaşamaktadır ve Türk Devleti ayakta kaldığı müddetçe de yaşayacaktır...
Sultan Mahmud, ölümünün üzerinden çeyrek yüzyıl geçmiş olmasına rağmen, Büyük Friedrich [ö. 1786] ve Kayzer Joseph [ö. 1790] gibi, hakkındaki bitmez tükenmez anlatılarla halkın dilinde yaşamaya devam eder; oysa oğlu ve halefi Abdülmecid, vefatı [1861] üzerinden henüz daha beş sene geçmeden, bir üflemeyle sönen mumun zulmeti içinde hakettiği nisyânın karanlığına gömülmüştür.
Georg Friedrich Wilhelm Rosen (1820-1891), diplomat olmakla beraber, aslında üst derecelerde bir Şark uzmanıdır. Şark bilimleri ve dilleri sahasında önemli isimleri barındıran ailesinin sevkiyle, kendisi de bu sahaya yönelmiştir. 1844 senesinde İstanbulda Prusya elçiliği tercümanı olarak bulunmuş, 1852-1867 arası Kudüste Prusya Konsolosluğu vazifesini ifa etmiştir. Telif ettiği çeşitli eserler hakkında elinizdeki kitapta gerekli bilgi verilmektedir. En önemli eseri olan Türkiye Tarihini de Kudüste bulunduğu sırada yazmıştır. 1867 ve 1875 yılları arasında Belgraddaki Kuzey Alman Konfederasyonunun (1871den sonra Alman İmparatorluğu) başkonsolosluğunu yapmış ve 1875te doğduğu Detmolda geri dönmüştür.
Rosen'in kaleme aldığı, Osmanlı Tarihi, Türkiye Tarihi ismi altında 2 cilt olarak yayımlanmıştır. Özellikle II. Mahmud dönemiyle alakalı yaptığı orijinal çalışmalarla bildiğimiz Prof. Dr. Kemal Beydilli'nin tercüme ettiği eserin birinci cildi olan bu çalışma, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılışından Sultan II. Mahmud'un vefatına kadar dönemi ele almaktadır. 1866 ve 1867 yıllarında basılan Türkiye Tarihi, özellikle bir diplomat elinden çıkan bir diplomasi tarihi olması sebebiyle ayrı bir önem taşır. Bu anlamda eser, diplomatik mahfillerde dolaşan bilgiler ışığında ve kullandığı sair önemli kaynaklar ve belgeler müvacehesinde kaleme alınmış çok önemli bir kaynaktır. Eser Sultan Mahmudun vefatı ve oğlu Abdülmecidin cülusuyla sona erer (1839). Rosenin değerlendirmesini okuyalım:
Sultan Mahmud ömrünü, bütün bu gelişmelerin olumsuzlukları içinde başarısının herhangi bir meyvesini tadamadan geçirdi. Ama bütün bunlara rağmen, eseri yaşamaktadır ve Türk Devleti ayakta kaldığı müddetçe de yaşayacaktır...
Sultan Mahmud, ölümünün üzerinden çeyrek yüzyıl geçmiş olmasına rağmen, Büyük Friedrich [ö. 1786] ve Kayzer Joseph [ö. 1790] gibi, hakkındaki bitmez tükenmez anlatılarla halkın dilinde yaşamaya devam eder; oysa oğlu ve halefi Abdülmecid, vefatı [1861] üzerinden henüz daha beş sene geçmeden, bir üflemeyle sönen mumun zulmeti içinde hakettiği nisyânın karanlığına gömülmüştür.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 500,50 | 500,50 |
| 2 | 260,26 | 520,52 |
| 3 | 180,18 | 540,54 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 500,50 | 500,50 |
| 2 | 260,26 | 520,52 |
| 3 | 180,18 | 540,54 |