"Keşke onun gibi olsaydım…"
"Ben bunu yapamam ki…"
"Kimse beni fark etmiyor!"
Kimi zaman çocuklarımız böyle cümleler kuruyor. Başkalarında gördüklerini büyütüp kendilerinde olanı küçümsüyorlar. Tıpkı bizim minik Tuz gibi…
O da küçücük gövdesine bakıp kendini diğerleriyle kıyaslıyor. Patates kadar büyük değil. Havuç kadar gösterişli değil. Su kadar önemli değil. Oysa bilmediği bir şey var: O olmadığında çorbanın tadı tuzu kaçıyor.
Doktorant Nöropsikolog Hatice Kübra Tongar, "Bir Öz Güven Masalı" ile çocuklara kendilerini başkalarıyla kıyaslamadan, kendinde olanları gözden kaçırmadan ama bir yandan da şişinip kasılmadan, oldukları hâlleriyle sevebilmeyi anlatıyor.
"Kendini önemsiz görme,
Herkesten önemlisin de zannetme.
Çorbadaki yerini sev yeter,
Var olduğun hâlin en güzel…"
"Keşke onun gibi olsaydım…"
"Ben bunu yapamam ki…"
"Kimse beni fark etmiyor!"
Kimi zaman çocuklarımız böyle cümleler kuruyor. Başkalarında gördüklerini büyütüp kendilerinde olanı küçümsüyorlar. Tıpkı bizim minik Tuz gibi…
O da küçücük gövdesine bakıp kendini diğerleriyle kıyaslıyor. Patates kadar büyük değil. Havuç kadar gösterişli değil. Su kadar önemli değil. Oysa bilmediği bir şey var: O olmadığında çorbanın tadı tuzu kaçıyor.
Doktorant Nöropsikolog Hatice Kübra Tongar, "Bir Öz Güven Masalı" ile çocuklara kendilerini başkalarıyla kıyaslamadan, kendinde olanları gözden kaçırmadan ama bir yandan da şişinip kasılmadan, oldukları hâlleriyle sevebilmeyi anlatıyor.
"Kendini önemsiz görme,
Herkesten önemlisin de zannetme.
Çorbadaki yerini sev yeter,
Var olduğun hâlin en güzel…"