Türk ve Moğol devletlerinin tarih sahnesindeki rolü, yalnızca Türkistan coğrafyasıyla sınırlı kalmamış; İran, Anadolu, Kafkasya, Mısır ve Hint altkıtası gibi geniş bir coğrafyada siyasî, askerî ve kültürel etkiler bırakmıştır. Bu devletlerin tarihinin sağlıklı bir biçimde inşa edilebilmesi, büyük ölçüde çağdaş ve yakın dönem yazılı kaynakların doğru şekilde okunmasına, anlaşılmasına ve değerlendirilmesine bağlıdır. İslâm dünyasında tarih yazıcılığının erken dönemlerden itibaren güçlü bir gelenek oluşturması, Türk ve Moğol devletlerinin tarihine ilişkin kayıtların da büyük ölçüde Arapça ve Farsça kaleme alınmasına yol açmıştır. Abbasî döneminden itibaren gelişen Arapça tarih literatürü; Selçuklular, Hârezmşahlar ve erken Moğol seferleri hakkında önemli bilgiler sunarken, özellikle Büyük Selçuklu sonrası dönemde Farsça tarih yazıcılığı, idarî, askerî ve kültürel yapıların daha ayrıntılı biçimde ele alındığı eserlerle ön plana çıkmıştır. İlhanlılar, Timurlular ve onları takip eden Türk ve Moğol hanedanları hakkında kaleme alınan Farsça kronikler, sadece siyasî olayları değil, aynı zamanda saray teşkilatı, vergi sistemi, entelektüel çevreler ve toplumsal dönüşümler gibi konuları da kapsamaktadır. Moğol seferleri sonrasında İslâm dünyasında ortaya çıkan travmatik anlatılar ile İlhanlı döneminde şekillenen uzlaştırıcı ve meşrulaştırıcı tarih dili arasındaki farklar, tarih yazımının siyasî iktidarla olan yakın ilişkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu çalışmada on iki dönem kaynağından müstakil ve belirli pasajlar esas alınarak Türkçeye tercümeler yapılmıştır.
Türk ve Moğol devletlerinin tarih sahnesindeki rolü, yalnızca Türkistan coğrafyasıyla sınırlı kalmamış; İran, Anadolu, Kafkasya, Mısır ve Hint altkıtası gibi geniş bir coğrafyada siyasî, askerî ve kültürel etkiler bırakmıştır. Bu devletlerin tarihinin sağlıklı bir biçimde inşa edilebilmesi, büyük ölçüde çağdaş ve yakın dönem yazılı kaynakların doğru şekilde okunmasına, anlaşılmasına ve değerlendirilmesine bağlıdır. İslâm dünyasında tarih yazıcılığının erken dönemlerden itibaren güçlü bir gelenek oluşturması, Türk ve Moğol devletlerinin tarihine ilişkin kayıtların da büyük ölçüde Arapça ve Farsça kaleme alınmasına yol açmıştır. Abbasî döneminden itibaren gelişen Arapça tarih literatürü; Selçuklular, Hârezmşahlar ve erken Moğol seferleri hakkında önemli bilgiler sunarken, özellikle Büyük Selçuklu sonrası dönemde Farsça tarih yazıcılığı, idarî, askerî ve kültürel yapıların daha ayrıntılı biçimde ele alındığı eserlerle ön plana çıkmıştır. İlhanlılar, Timurlular ve onları takip eden Türk ve Moğol hanedanları hakkında kaleme alınan Farsça kronikler, sadece siyasî olayları değil, aynı zamanda saray teşkilatı, vergi sistemi, entelektüel çevreler ve toplumsal dönüşümler gibi konuları da kapsamaktadır. Moğol seferleri sonrasında İslâm dünyasında ortaya çıkan travmatik anlatılar ile İlhanlı döneminde şekillenen uzlaştırıcı ve meşrulaştırıcı tarih dili arasındaki farklar, tarih yazımının siyasî iktidarla olan yakın ilişkisini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu çalışmada on iki dönem kaynağından müstakil ve belirli pasajlar esas alınarak Türkçeye tercümeler yapılmıştır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 368,00 | 368,00 |
| 2 | 191,36 | 382,72 |
| 3 | 132,48 | 397,44 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 368,00 | 368,00 |
| 2 | 191,36 | 382,72 |
| 3 | 132,48 | 397,44 |