"Göç ve Gölgeler" yalnızca geçmişin hikâyesini anlatmaz, aynı zamanda insanın unutmaya meyilli hafızasına bir çentik atar. Bu kitap, bir halkın yok sayılan, bastırılan, sessizliğe mahkûm edilen trajedisini, bir dedenin gözünden, bir ailenin kalbinden, bir çocuğun düşlerinden süzülen tanıklıklarla yeniden kurar.
Bu satırları okurken, yalnız bir anlatıyı değil; aynı zamanda bir adalet çağrısını, bir vicdan alarmını, bir insanlık güncesini de okursunuz. Çünkü bu coğrafya da haklar, bazen doğar doğmaz elinizden alınan bir beşikte, bazen mağaranın karanlık taşlarında yankılanan iki çığlıkta, bazen de suskun kalmanın ağır utancında gizlenmiştir. Kelimelerin yalnızca estetik değil, etik bir sorumluluk taşıdığına da inananlardanım.
Bu kitapta anlatılanlar, bu topraklarda yaşayıp kimliği, inancı, dili, mezhebi nedeniyle ötekileştirilen herkesin tarihsel yarasını taşır. Bu kitap, adaletin geciktiği yerde yazının nasıl bir şahitlik üstlenebileceğini gösterir. Yazmak, bazen anmak, bazen anlamak, ama her zaman sorumluluk almaktır. Bir halkın, bir ailenin, bir çocuğun yaşadığı yokluk, kayıp, korku ve umutla yoğrulmuş bu hikâye; bellekle vicdan arasın da bir köprü kurmayı amaçlar. Çünkü barış, unutmanın değil, yüzleşmenin eseridir.
Bu kitap, aynı zamanda bir sessizlikle yüzleşme davetidir. Bu metni bir edebî eser olarak değil, aynı zamanda bir tanıklık, bir arayış, bir insanlık çağrısı olarak okumanızı isterim. Hepimizin, herkes için hak, herkes için adalet, herkes için insanlık talep ettiği bir dünya da buluşabilmek dileğiyle.
Servet Üstün Akbaba
Şair, Yazar, İnsan Hakları Savunucusu
"Göç ve Gölgeler" yalnızca geçmişin hikâyesini anlatmaz, aynı zamanda insanın unutmaya meyilli hafızasına bir çentik atar. Bu kitap, bir halkın yok sayılan, bastırılan, sessizliğe mahkûm edilen trajedisini, bir dedenin gözünden, bir ailenin kalbinden, bir çocuğun düşlerinden süzülen tanıklıklarla yeniden kurar.
Bu satırları okurken, yalnız bir anlatıyı değil; aynı zamanda bir adalet çağrısını, bir vicdan alarmını, bir insanlık güncesini de okursunuz. Çünkü bu coğrafya da haklar, bazen doğar doğmaz elinizden alınan bir beşikte, bazen mağaranın karanlık taşlarında yankılanan iki çığlıkta, bazen de suskun kalmanın ağır utancında gizlenmiştir. Kelimelerin yalnızca estetik değil, etik bir sorumluluk taşıdığına da inananlardanım.
Bu kitapta anlatılanlar, bu topraklarda yaşayıp kimliği, inancı, dili, mezhebi nedeniyle ötekileştirilen herkesin tarihsel yarasını taşır. Bu kitap, adaletin geciktiği yerde yazının nasıl bir şahitlik üstlenebileceğini gösterir. Yazmak, bazen anmak, bazen anlamak, ama her zaman sorumluluk almaktır. Bir halkın, bir ailenin, bir çocuğun yaşadığı yokluk, kayıp, korku ve umutla yoğrulmuş bu hikâye; bellekle vicdan arasın da bir köprü kurmayı amaçlar. Çünkü barış, unutmanın değil, yüzleşmenin eseridir.
Bu kitap, aynı zamanda bir sessizlikle yüzleşme davetidir. Bu metni bir edebî eser olarak değil, aynı zamanda bir tanıklık, bir arayış, bir insanlık çağrısı olarak okumanızı isterim. Hepimizin, herkes için hak, herkes için adalet, herkes için insanlık talep ettiği bir dünya da buluşabilmek dileğiyle.
Servet Üstün Akbaba
Şair, Yazar, İnsan Hakları Savunucusu
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 337,50 | 337,50 |
| 2 | 175,50 | 351,00 |
| 3 | 121,50 | 364,50 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 337,50 | 337,50 |
| 2 | 175,50 | 351,00 |
| 3 | 121,50 | 364,50 |