Lothrop Stoddard'ın 1921'de yayımlanan eseri, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İslam coğrafyasında belirginleşen dinî, siyasal ve toplumsal hareketliliği Batılı bir gözlemcinin kavramsal çerçevesi içinde inceleyen bir dönem çalışmasıdır. Charles Scribner's Sons tarafından New York'ta yayımlanan eser; İslam dünyasının gerileyişinden Vahhabi reformuna, Pan-İslamizmden milliyetçiliğe, ekonomik ve toplumsal değişimlerden Bolşevizmin etkisine uzanan geniş bir konu dizisini ele alır. Stoddard'ın temel meselesi, kendi ifadesiyle Fas'tan Çin'e kadar uzanan Müslüman toplumların uzun bir siyasal edilgenlik döneminden çıkarak yeni fikirler ve beklentiler etrafında harekete geçmesidir.
Eserin merkezinde tek yönlü bir "Batılılaşma" anlatısından ziyade, birbirleriyle çatışabilen dönüşüm dinamikleri yer alır. Stoddard, Vahhabiliği dinî arınma ve ilk kaynaklara dönüş eğiliminin başlangıç noktalarından biri sayarken Pan-İslamizmi Müslüman toplumlar arasındaki siyasal dayanışmanın, milliyetçiliği ise imparatorluk ve ümmet tasavvurlarını aşındıran yeni aidiyet biçimlerinin taşıyıcısı olarak değerlendirir. Türk, Arap, İranlı ve Hint Müslümanlarının geçirdiği dönüşümleri aynı tarihsel çerçeve içinde ele alması, kitabı yalnızca din tarihi bakımından değil, geç imparatorluklar çağındaki siyasal düşünce ve sömürgecilik karşıtı hareketlerin gelişimini izlemek açısından da dikkate değer kılar. Stoddard'ın Türk milliyetçiliğini tarih bilincinin canlandırılması ve dilin sadeleştirilmesiyle ilişkilendirmesi bu yaklaşımın belirgin örneklerinden biridir.
Bununla birlikte eser, yalnızca anlattığı coğrafyanın değil, onu gözlemleyen erken 20. yüzyıl Amerikan düşünce dünyasının da belgesidir.
Lothrop Stoddard'ın 1921'de yayımlanan eseri, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İslam coğrafyasında belirginleşen dinî, siyasal ve toplumsal hareketliliği Batılı bir gözlemcinin kavramsal çerçevesi içinde inceleyen bir dönem çalışmasıdır. Charles Scribner's Sons tarafından New York'ta yayımlanan eser; İslam dünyasının gerileyişinden Vahhabi reformuna, Pan-İslamizmden milliyetçiliğe, ekonomik ve toplumsal değişimlerden Bolşevizmin etkisine uzanan geniş bir konu dizisini ele alır. Stoddard'ın temel meselesi, kendi ifadesiyle Fas'tan Çin'e kadar uzanan Müslüman toplumların uzun bir siyasal edilgenlik döneminden çıkarak yeni fikirler ve beklentiler etrafında harekete geçmesidir.
Eserin merkezinde tek yönlü bir "Batılılaşma" anlatısından ziyade, birbirleriyle çatışabilen dönüşüm dinamikleri yer alır. Stoddard, Vahhabiliği dinî arınma ve ilk kaynaklara dönüş eğiliminin başlangıç noktalarından biri sayarken Pan-İslamizmi Müslüman toplumlar arasındaki siyasal dayanışmanın, milliyetçiliği ise imparatorluk ve ümmet tasavvurlarını aşındıran yeni aidiyet biçimlerinin taşıyıcısı olarak değerlendirir. Türk, Arap, İranlı ve Hint Müslümanlarının geçirdiği dönüşümleri aynı tarihsel çerçeve içinde ele alması, kitabı yalnızca din tarihi bakımından değil, geç imparatorluklar çağındaki siyasal düşünce ve sömürgecilik karşıtı hareketlerin gelişimini izlemek açısından da dikkate değer kılar. Stoddard'ın Türk milliyetçiliğini tarih bilincinin canlandırılması ve dilin sadeleştirilmesiyle ilişkilendirmesi bu yaklaşımın belirgin örneklerinden biridir.
Bununla birlikte eser, yalnızca anlattığı coğrafyanın değil, onu gözlemleyen erken 20. yüzyıl Amerikan düşünce dünyasının da belgesidir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 266,00 | 266,00 |
| 2 | 138,32 | 276,64 |
| 3 | 95,76 | 287,28 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 266,00 | 266,00 |
| 2 | 138,32 | 276,64 |
| 3 | 95,76 | 287,28 |