1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra sureta hürriyete kavuşan fikir dünyası, imamesi kopuk
bir tesbih gibi dağılırken, tanelerden bazıları aşırı Türkçü meyilleriyle Türkçülüğü aşarak Moğolluğa, daha doğru tabirle Moğolculuğa kadar uzanır. Bu dönemde kurulan bazı cemiyetlerin üye kayıtlarında, "Cengiz Han'ın mukaddes yasasına yemin ederim ki…" diyerek antlar içilir, o cemiyetler tarafından aynı meşrepte manifestolar yayımlanır.
İşte tam bu noktada gelenekçi değil gelenekli kültürün yılmaz müdafii olan Tâhirü'l-Mevlevî Müslüman dünyada isimleri zulümle, katliamla, kanla, vahşetle eş anlamlı görülen Cengiz'e ve Hülagû'ya karşı, daha doğrusu onları övmekten çekinmeyen çağdaşlarına karşı sesini yükseltir.
Tahirü'l-Mevlevî tarafından kaleme alınan Cengiz ve Hülagû Mezalimi isimli risale, bu tür fikirlere sahip olan ve bu fikirlerini bir devlet politikası, bir milletin kültür algısı hâline getirmeye çalışanlara karşı Müslüman-Türk nokta-i nazarından bir savunma olur.
Kaleme alınan bu küçük risaleye ilmî manada bir cevap gelmese de (ki müellif bu konuda ak olanın kara olandan ayrılması için bir tartışma zemini beklediğini her manada göstermektedir) Ahmed Agayef başta olmak üzere Türkçü aydınların gizli tepkisine yol açar ve risalenin yazarı Türklük düşmanı olmakla yaftalandığı gibi hocanın Darülfünun'a alınmasının önüne de bir set çekilir.
1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra sureta hürriyete kavuşan fikir dünyası, imamesi kopuk
bir tesbih gibi dağılırken, tanelerden bazıları aşırı Türkçü meyilleriyle Türkçülüğü aşarak Moğolluğa, daha doğru tabirle Moğolculuğa kadar uzanır. Bu dönemde kurulan bazı cemiyetlerin üye kayıtlarında, "Cengiz Han'ın mukaddes yasasına yemin ederim ki…" diyerek antlar içilir, o cemiyetler tarafından aynı meşrepte manifestolar yayımlanır.
İşte tam bu noktada gelenekçi değil gelenekli kültürün yılmaz müdafii olan Tâhirü'l-Mevlevî Müslüman dünyada isimleri zulümle, katliamla, kanla, vahşetle eş anlamlı görülen Cengiz'e ve Hülagû'ya karşı, daha doğrusu onları övmekten çekinmeyen çağdaşlarına karşı sesini yükseltir.
Tahirü'l-Mevlevî tarafından kaleme alınan Cengiz ve Hülagû Mezalimi isimli risale, bu tür fikirlere sahip olan ve bu fikirlerini bir devlet politikası, bir milletin kültür algısı hâline getirmeye çalışanlara karşı Müslüman-Türk nokta-i nazarından bir savunma olur.
Kaleme alınan bu küçük risaleye ilmî manada bir cevap gelmese de (ki müellif bu konuda ak olanın kara olandan ayrılması için bir tartışma zemini beklediğini her manada göstermektedir) Ahmed Agayef başta olmak üzere Türkçü aydınların gizli tepkisine yol açar ve risalenin yazarı Türklük düşmanı olmakla yaftalandığı gibi hocanın Darülfünun'a alınmasının önüne de bir set çekilir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 134,00 | 134,00 |
| 2 | 69,68 | 139,36 |
| 3 | 48,24 | 144,72 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 134,00 | 134,00 |
| 2 | 69,68 | 139,36 |
| 3 | 48,24 | 144,72 |