Peygamberimizin vefatından hemen sonra halife seçimi ile başlayan bir ayrışma yaşandı. Bu kutuplaşma zaman içerisinde savaşları sonuç veren bir boyuta taşındı. Binlerce, sonraki yıllarda on binlerce Müslüman öldürüldü. Derken bu çatışmalar sonrasında itikad alanında ve fıkıh konularında mezhepler oluştu. Bunlar, konumlarını sağlamlaştırmak için başvuracakları en önemli kaynak olan Kur'an'a yöneldiler. Daha önce oluşturdukları görüşlerini Kur'an'a söyletmek için tefsir ya da yorum adı altında âyetleri eğdiler, büktüler, evirdiler, çevirdiler kendi lehlerine, muhaliflerin ise aleyhlerine deliller ürettiler. Böylece mezhebî tefsir dediğimiz bir akım oluştu.
Her grup, işlerine gelen âyetlere muhkem, muhaliflerin delil olarak öne sürdükleri âyetlere ise müteşahih dedi.
Kur'an'da zamir kullanılan yani isim zikredilmeyen âyetlere övgü ifade ediyorsa kendi adamlarının isimlerini; yergi ifade ediyorsa muhaliflerin ileri gelenlerinin isimlerini konularak geniş anlam "daraltıldı, sınırlandırıldı."
Böylece İlahî koruma altında olan Kur'an, lafzen olmasa da anlam itibarıyla "tahrif edildi."
Bunu ilk yapan, Haricîler oldu.
Şia ise bunu çok daha ileri taşıdı, yorum adı altında Kur'an'ı adeta "Şiîleştir"di.
Onların bu tutumunu eleştiren Mu'tezile, Şiîler kadar olmasa da aynı yolu izledi. Birçok âyeti mezhep görüşlerine göre yorumladı.
Ne yazık ki Ehl-i Sünnet de bundan geri kalmadı.
İşte bu kitapta her mezhebin temel kitaplarından, ilk elden kaynaklardan bu "tahrif"i okuyacaksınız. Kur'an'ın menfaat çekişmeleri sonucunda nasıl "özne olmak"tan çıkarılıp "nesneleştirilmesi"nin, "keyfe göre konuşturulması"nın izini süreceksiniz.
Peygamberimizin vefatından hemen sonra halife seçimi ile başlayan bir ayrışma yaşandı. Bu kutuplaşma zaman içerisinde savaşları sonuç veren bir boyuta taşındı. Binlerce, sonraki yıllarda on binlerce Müslüman öldürüldü. Derken bu çatışmalar sonrasında itikad alanında ve fıkıh konularında mezhepler oluştu. Bunlar, konumlarını sağlamlaştırmak için başvuracakları en önemli kaynak olan Kur'an'a yöneldiler. Daha önce oluşturdukları görüşlerini Kur'an'a söyletmek için tefsir ya da yorum adı altında âyetleri eğdiler, büktüler, evirdiler, çevirdiler kendi lehlerine, muhaliflerin ise aleyhlerine deliller ürettiler. Böylece mezhebî tefsir dediğimiz bir akım oluştu.
Her grup, işlerine gelen âyetlere muhkem, muhaliflerin delil olarak öne sürdükleri âyetlere ise müteşahih dedi.
Kur'an'da zamir kullanılan yani isim zikredilmeyen âyetlere övgü ifade ediyorsa kendi adamlarının isimlerini; yergi ifade ediyorsa muhaliflerin ileri gelenlerinin isimlerini konularak geniş anlam "daraltıldı, sınırlandırıldı."
Böylece İlahî koruma altında olan Kur'an, lafzen olmasa da anlam itibarıyla "tahrif edildi."
Bunu ilk yapan, Haricîler oldu.
Şia ise bunu çok daha ileri taşıdı, yorum adı altında Kur'an'ı adeta "Şiîleştir"di.
Onların bu tutumunu eleştiren Mu'tezile, Şiîler kadar olmasa da aynı yolu izledi. Birçok âyeti mezhep görüşlerine göre yorumladı.
Ne yazık ki Ehl-i Sünnet de bundan geri kalmadı.
İşte bu kitapta her mezhebin temel kitaplarından, ilk elden kaynaklardan bu "tahrif"i okuyacaksınız. Kur'an'ın menfaat çekişmeleri sonucunda nasıl "özne olmak"tan çıkarılıp "nesneleştirilmesi"nin, "keyfe göre konuşturulması"nın izini süreceksiniz.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 246,00 | 246,00 |
| 2 | 127,92 | 255,84 |
| 3 | 88,56 | 265,68 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 246,00 | 246,00 |
| 2 | 127,92 | 255,84 |
| 3 | 88,56 | 265,68 |