Elmalılı Ümmî Sinan Hazretleri'nin irşâdında yetişmiş beş büyük Hak erinin seyr ü sülûk tecrübelerini bir arayagetirenmüstesna bir tasavvuf külliyatı... Niyâzî-i Mısrî, Gülâboğlu Mehmed Askerî, Çavdaroğlu Müftî Dervîş, Muslihiddîn Mustafa Şeyhî veUşaklıAhmed Matlaî'ye ait beş ayrı dîvân... Vahdet-i vücûd, ilâhî aşk, irfân, insan ve yaratılış hakikatini sade, duru ve derin bir Türkçe ile dile getirenvebirlikteokunduğunda mânâsı derinleşen Beş Er Külliyâtı, tasavvuf yolunun şerîat, tarîkat, mârifet ve hakîkat mertebelerineışık tutan önemli bir başvuru kaynağı. 1-MEHMED NİYÂZÎ-İ MISRÎ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
17. asırda yaşayan Mehmed Niyâzî-i Mısrî, Halvetiyye erkânının "Orta Kol" diye tanınan"Ahmediyye"şubesinin devamı niteliğinde olan "Mısriyye" kolunun pîridir. Coşkun ve cezbeli bir sûfî olanMısrî, İslâm tasavvuf tarihinin en renkli ve en yetkin simâlarından biridir. 1618'de Malatya'da doğmuşDiyarbakır, Mardin, Kerbelâ, Mısır, İstanbul, Elmalı, Uşak, Kütahya ve Bursa'da yaşamış, nihayet
sürgüne gönderildiği Limni'de 1694 senesinde vefât etmiştir. İbn Arabî, Hazret-i Mevlânâ ve Yûnus Emre tefekkürünün takipçilerinden olan Mısrî, buüç büyükzâtın düşüncelerinin harmanlandığı mükemmel bir terkiptir. Mısır'da öğrenimgördüğü için"Mısrî"mahlasıyla tanınan Hz. Pîr, şiirlerinde aşka ve irfâna ait hakîkatleri damıtıp süzerek devrininengüzel
Türkçesiyle kaleme almıştır. O aynı zamanda edebiyat tarihimizde kendisini takip eden mutasavvıfşair ve ediplerle, adına Niyâzî-i Mısrî Okulu diyebileceğimiz büyük bir edebî üslubun damerkezindeolan bir şahsiyettir. Niyâzî-i Mısrî fikirleriyle bütün çağlara hitap eden ve insanlığın varmakistediği
hakikatin şâhikâlarında dolaşan bir gönül adamıdır. O, İslâmın derinliğini idrâk eden bir ârif-i billaholduğu kadar, Türkçenin de inceliklerini bilen bir şairdir. Bu büyük Hak âşıkı ve ârifininyol
tecrübelerini anlattığı Dîvân-ı İlâhiyâtını anlamaya çalışmak, bir mânâda insanın, İslâmınirfânî
derinliğini, vücûd birliğini ve kendini idrâk etmesi anlamına gelmektedir. Hz. Pîri önceki sûfî
şairlerden ayıran özellik, İlâhiyâtında, seyr ü sülûk sırasında yaşanması gereken fark vecem' sırlarını dengeli olarak vermesidir. "Şerîatsız hakikat oldu ilhâd/Hakikat nûr, ziyâsıdır şerîat"
diyen Hz. Pîrin ortaya koyduğu vahdet ve kesret; cem' ve fark idrâkiyle ilgili denge, tasavvuf yolları
içinde, dervîşlerin terbiyesi sırasında fevkalâde önemlidir. Sülûku sırasında yaşadığı aşk veirfânhâllerini yorumlamaya çalışan sâlikin şerîattan hakikate doğru yol alırken hangi halde hangi reçeteyi
kullanacağını bilmesi, nefsinin tehlikeli yollara sapmasını önleyecektir. Niyâzî Hazretlerininilâhiyâtı busapmaları önleyecek altın kuralları ihtivâ eder. Niyâzî'nin "Dîvân-ı İlâhiyât"ı on iki hak yolun benimsediği şerîat, tarîkat, marifet ve hakikat ilimlerininsırlarını kapsayan bir ilmihâldir. Bu sebeple tasavvuf erbâbı, Niyâzî-i Mısrî'nin dîvânını bir "tarîkat vetasavvuf ilmihâli" olarak kabul etmiştir. Elinizdeki eser, Mısrî Efendi'nin pek çok belge veyeni
bilgilerden hareketle yazılan hayatıyla, yetmişten fazla yazma nüshanın karşılaştırılması sonucundaelde edilen "İlâhiyâtını ihtiva etmektedir. Bu ilâhiyâtın Ümmî Sinân Hazretleri'nin "Beş Er"inindîvânlarıyla paralel okunması okuyucunun tevhid bilincini arttıracaktır. Buyurun irfân sofrasına. 2-GÜLÂBOĞLU MEHMED ASKERÎ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
Nîyâzî-i Mısrî ve Çavdaroğlu Müftî Dervîş dîvânlarında, Elmalılı Ümmî Sinân Hazretleri'ne intisapeden"Beş Er"den bahseder. Beşer libâsından soyunup Hak'ta fânî olan bu hem-râhlardan biri olanMısrî
Efendi: "Biz beş er idik çıkdık bir demde yola girdik
Kırk yılda pîre erdik bu sohbete erince" buyurur. Yine Kütahyalı Çavdaroğlu Müftî Dervîş de: "Cem' olıcak bir araya beşimiz
Sevdiğimiz zikr etmekdir işimiz
Hemân bu yola komuşuz başımız
Zâkir kullardanız elhamdülillâh" der. Bu "Beş Er"in en tanınmışı Niyâzî-i Mısrî'dir. Diğerleri Kütahyalı Çavdaroğlu Müftî Dervîş, Uşaklı
Ahmed Matlaî, Uşaklı -sonradan Kütahya'ya yerleşen- Muslihüddîn Mustafa Şeyhî ve buradasözkonusu edeceğimiz Gülâboğlu Mehmed Askerî Hazretleri'dir. Bu beş yol arkadaşı Elmalılı Ümmî SinânAzîz'in huzuruna varıp bir demde yola girmişler ve yine hepsi birlikte vahdet ummanına garkolupgitmişlerdir. Bu yol arkadaşlarının her biri diğerine aynadır; biri diğerinden farklı değildir. Bugönül
erlerini merak edenler önceki yıllarda yaptığımız çalışmalara göz atabilirler. İmdi bu eserde konumuz olan zât, "Beş Er"den biri olan Gülâboğlu Mehmed Askerî Hazretleri'dir. Askerî 17. asrın başlarında Kütahya'nın Altıntaş ilçesinde doğmuş, tahsilinden sonra Elmalılı SinanÜmmi Halvetî Hazretleri'ne intisap ederek hilâfetle Afyon Karahisar'ına gönderilmiş ve burada1693yılında vefât etmiştir. Elinizdeki eserde Askerî'nin mevcut kaynaklardan hareketle yazılan kısa bir hâl tercümesiylearuzveheceyle kaleme aldığı 254 nutk-ı şerifini içeren "Dîvân-ı İlâhiyât"ını bulacaksınız. 3-ÇAVDAROĞLU MÜFTÎ DERVÎŞ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
Çavdaroğlu Müftî Dervîş Ahmed Efendi 16. ve 17. asırlarda Kütahyada yetişen Yûnus gönüllümutasavvıflardan biridir. Çavdaroğlu Kalburcu Şeyhi Ahmed Efendinin torunu, Ümmî SinanHazretleri'nin dervîşi ve halîfesi, Niyâzî-i Mısrî, Gülâboğlu Mehmed Askerî, Ahmed Matlaî veMuslihiddîn Şeyhî'nin yol kardeşi, Gaybî Sunullahın Hazretleri'nin babası olmak gibi özellikleresahiptir. Türk Tasavvuf Tarihi ve Edebiyatı alanında "Beş Er" diye şöhret bulan şahsiyetlerin şiirlerindeortayakoydukları üslûp ve görüşlerin tam ortasında yer alan Çavdaroğlu Müftî Dervîş, medresetahsili
görmesine, senelerce Kütahya Müftülüğü yapmasına rağmen şiirdeki dili itibariyle tambir halkadamıdır. O, diğer yol kardeşleri ve silsilesinden gelen mürşidleri Sinân Ümmî, Eroğlu veVâhibÜmmîHazretleri gibi Çavdarlu Yörüklerinin konuşmalarını şiire taşıyarak Anadilimiz Türkçe'yi Rabçehâlinegetiren Yûnus Emre muakkiplerinden biridir. Çavdaroğlu'nun nutk-ı şerîfleri, muhatabıyla senli benli konuşurcasına hemen şu anda söylenivermişkadar doğal ve sadedir. Vahdet-i vücûd idrâki gibi, aşk ve nefs bilgisi gibi çetrefilli mes'eleleri
böylesine arı-duru bir kelâmla anlatmak herhalde kerâmet-i evliyâdan bir cüz olsa gerektir. Çavdaroğlu'nun şiiri haza "İlâhî"dir. Şairlerin kendilerine özel kavramlar kullandıkları bir ortamda, hakikati çıplak bir Türkçe ile anlatan mutasavvıfın bu özelliğini herhalde içinde yaşayıpbüyüdüğü"Yörük/Türkmen" kültürünün canlılığında ve güzelliğinde aramak gerekir. Fakat onun buüslûbununarkasında hiç şüphesiz Yûnus Emre gibi bir öncü vardır. Çavdaroğlu Türkçeyi arşa kanatlandıranYûnus muakkiplerinden biri olmak hasebiyle Türk-İslâm Tasavvuf Edebiyatı bünyesinde incelenmeyedeğer bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Elinizdeki eserde onun "Divân-ı İlâhiyât"ını
bulacaksınız. 4-MUSLİHİDDÎN MUSTAFA ŞEYHÎ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
Şeyhî Mustafa Muslihiddîn Efendi 17. asırda Anadolunun kalbi, âşıklar diyarı Uşak'ta doğmuş, Elmalı'da yetişmiş ve tayin edildiği Kütahya'da insanların irşâdıyla uğraşmış bir büyük ahlâk, aşkvegönül adamı, Hak dostu bir erendir. Hayatı hakkında ne yazık ki fazla bilgimiz yoktur. BunarağmenŞeyhî kültür tarihimiz açısından fevkalâde önemli şahsiyetlerden birisidir. Zira o, fikirleri yüzyılları aşanaşk ve irfân dilimiz Yûnus Emrenin, kendisini yetiştiren Elmalılı Sinân Ümmînin izinde eserler ortayakoyan Türkçemizin güçlü bir sesidir. Şeyhî aynı zamanda bütün zamanların en önemli tasavvuf şairi
kabul edilen Niyâzî-i Mısrînin de yol arkadaşıdır. Kaldı ki elinizdeki eser, bu büyük mutasavvıfınDîvân-ı İlâhiyâtına nazire olmakla ayrıca önem kazanmaktadır. Türkiye ve dünyada konuylailgili
meraklılar eğer İslâmın aşk ve irfân alanındaki derinliğine ulaşmak, Türkçenin inceliğine, ahengineve zevkine varmak istiyorlarsa bağrımızdan çıkan Şeyhînin ve onu yetiştiren silsilenin YûnusEmredamarından beslenen nutk-ı şerifleriyle hâllenmelidir. Böyle bir kâmil insanı tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillerin onun aşk, ahlâk ve irfânıyla yetişmesini sağlamak bizim boynumuzunborcudur. Şeyhînin şiirleri bilinen tek nüshasından hareketle Mustafa Tatcı tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır.Bu eserde şairin 227 adet nutkunu bulacaksınız. 5-UŞAKLI AHMED MATLAÎ - DÎVÂNÇE-İ İLÂHİYÂT
"Matlaî" mahlasıyla şiirler yazan Ahmed Halvetî, 17. asırda Anadolunun kalbi, âşıklar diyârı Uşakşehrimizde yetişen bir büyük ahlâk, aşk ve gönül adamı, Hak dostu bir erendir. Hayatı hakkındaneyazık ki pek fazla bilgimiz yoktur. Ancak Matlaî kültür tarihimiz açısından fevkalâde önemli
şahsiyetlerimizden birisidir. Önemlidir zira o, fikirleri yüzyılları aşan aşk ve irfân dilimiz YûnusEmrenin, kendisini yetiştiren Elmalılı Sinân Ümmînin izinde eserler ortaya koyan, Türkçemizingüçlübir sesidir. Matlaî Ahmed Efendi aynı zamanda bütün dönemlerin en önemli tasavvuf şairi kabul edilenNiyâzî-i
Mısrînin, Elmalı'nın diğer cânları Gülâboğlu'nun, Müftî Dervîş ve Muslihiddîn Şeyhî'nin deyol
arkadaşıdır. Elinizdeki eser, bu "Beş Er"in Dîvân-ı İlâhiyâtlarına nazire olmakla ayrıca önemkazanmaktadır. Hilkat sırrı peşinde koşturan tâlipler eğer İslâmın aşk ve irfân konusundaki derinliğineulaşmak, anadilimiz Türkçenin inceliğine, ahengine ve zevkine varmak istiyorsa Anadolu'nunbağrından çıkan Matlaînin ve onu yetiştiren silsilenin Yûnus Emre damarından beslenennutk-ı
şerifleriyle hâllenmelidir. Matlaî gibi bir kâmil insanı tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillerinonunaşk,ahlâk ve irfânıyla yetişmesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur. Elinizdeki eser, Matlaîninşiirlerinin bilinen tek nüshasından hareketle Mustafa Tatcı tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır.
Elmalılı Ümmî Sinan Hazretleri'nin irşâdında yetişmiş beş büyük Hak erinin seyr ü sülûk tecrübelerini bir arayagetirenmüstesna bir tasavvuf külliyatı... Niyâzî-i Mısrî, Gülâboğlu Mehmed Askerî, Çavdaroğlu Müftî Dervîş, Muslihiddîn Mustafa Şeyhî veUşaklıAhmed Matlaî'ye ait beş ayrı dîvân... Vahdet-i vücûd, ilâhî aşk, irfân, insan ve yaratılış hakikatini sade, duru ve derin bir Türkçe ile dile getirenvebirlikteokunduğunda mânâsı derinleşen Beş Er Külliyâtı, tasavvuf yolunun şerîat, tarîkat, mârifet ve hakîkat mertebelerineışık tutan önemli bir başvuru kaynağı. 1-MEHMED NİYÂZÎ-İ MISRÎ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
17. asırda yaşayan Mehmed Niyâzî-i Mısrî, Halvetiyye erkânının "Orta Kol" diye tanınan"Ahmediyye"şubesinin devamı niteliğinde olan "Mısriyye" kolunun pîridir. Coşkun ve cezbeli bir sûfî olanMısrî, İslâm tasavvuf tarihinin en renkli ve en yetkin simâlarından biridir. 1618'de Malatya'da doğmuşDiyarbakır, Mardin, Kerbelâ, Mısır, İstanbul, Elmalı, Uşak, Kütahya ve Bursa'da yaşamış, nihayet
sürgüne gönderildiği Limni'de 1694 senesinde vefât etmiştir. İbn Arabî, Hazret-i Mevlânâ ve Yûnus Emre tefekkürünün takipçilerinden olan Mısrî, buüç büyükzâtın düşüncelerinin harmanlandığı mükemmel bir terkiptir. Mısır'da öğrenimgördüğü için"Mısrî"mahlasıyla tanınan Hz. Pîr, şiirlerinde aşka ve irfâna ait hakîkatleri damıtıp süzerek devrininengüzel
Türkçesiyle kaleme almıştır. O aynı zamanda edebiyat tarihimizde kendisini takip eden mutasavvıfşair ve ediplerle, adına Niyâzî-i Mısrî Okulu diyebileceğimiz büyük bir edebî üslubun damerkezindeolan bir şahsiyettir. Niyâzî-i Mısrî fikirleriyle bütün çağlara hitap eden ve insanlığın varmakistediği
hakikatin şâhikâlarında dolaşan bir gönül adamıdır. O, İslâmın derinliğini idrâk eden bir ârif-i billaholduğu kadar, Türkçenin de inceliklerini bilen bir şairdir. Bu büyük Hak âşıkı ve ârifininyol
tecrübelerini anlattığı Dîvân-ı İlâhiyâtını anlamaya çalışmak, bir mânâda insanın, İslâmınirfânî
derinliğini, vücûd birliğini ve kendini idrâk etmesi anlamına gelmektedir. Hz. Pîri önceki sûfî
şairlerden ayıran özellik, İlâhiyâtında, seyr ü sülûk sırasında yaşanması gereken fark vecem' sırlarını dengeli olarak vermesidir. "Şerîatsız hakikat oldu ilhâd/Hakikat nûr, ziyâsıdır şerîat"
diyen Hz. Pîrin ortaya koyduğu vahdet ve kesret; cem' ve fark idrâkiyle ilgili denge, tasavvuf yolları
içinde, dervîşlerin terbiyesi sırasında fevkalâde önemlidir. Sülûku sırasında yaşadığı aşk veirfânhâllerini yorumlamaya çalışan sâlikin şerîattan hakikate doğru yol alırken hangi halde hangi reçeteyi
kullanacağını bilmesi, nefsinin tehlikeli yollara sapmasını önleyecektir. Niyâzî Hazretlerininilâhiyâtı busapmaları önleyecek altın kuralları ihtivâ eder. Niyâzî'nin "Dîvân-ı İlâhiyât"ı on iki hak yolun benimsediği şerîat, tarîkat, marifet ve hakikat ilimlerininsırlarını kapsayan bir ilmihâldir. Bu sebeple tasavvuf erbâbı, Niyâzî-i Mısrî'nin dîvânını bir "tarîkat vetasavvuf ilmihâli" olarak kabul etmiştir. Elinizdeki eser, Mısrî Efendi'nin pek çok belge veyeni
bilgilerden hareketle yazılan hayatıyla, yetmişten fazla yazma nüshanın karşılaştırılması sonucundaelde edilen "İlâhiyâtını ihtiva etmektedir. Bu ilâhiyâtın Ümmî Sinân Hazretleri'nin "Beş Er"inindîvânlarıyla paralel okunması okuyucunun tevhid bilincini arttıracaktır. Buyurun irfân sofrasına. 2-GÜLÂBOĞLU MEHMED ASKERÎ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
Nîyâzî-i Mısrî ve Çavdaroğlu Müftî Dervîş dîvânlarında, Elmalılı Ümmî Sinân Hazretleri'ne intisapeden"Beş Er"den bahseder. Beşer libâsından soyunup Hak'ta fânî olan bu hem-râhlardan biri olanMısrî
Efendi: "Biz beş er idik çıkdık bir demde yola girdik
Kırk yılda pîre erdik bu sohbete erince" buyurur. Yine Kütahyalı Çavdaroğlu Müftî Dervîş de: "Cem' olıcak bir araya beşimiz
Sevdiğimiz zikr etmekdir işimiz
Hemân bu yola komuşuz başımız
Zâkir kullardanız elhamdülillâh" der. Bu "Beş Er"in en tanınmışı Niyâzî-i Mısrî'dir. Diğerleri Kütahyalı Çavdaroğlu Müftî Dervîş, Uşaklı
Ahmed Matlaî, Uşaklı -sonradan Kütahya'ya yerleşen- Muslihüddîn Mustafa Şeyhî ve buradasözkonusu edeceğimiz Gülâboğlu Mehmed Askerî Hazretleri'dir. Bu beş yol arkadaşı Elmalılı Ümmî SinânAzîz'in huzuruna varıp bir demde yola girmişler ve yine hepsi birlikte vahdet ummanına garkolupgitmişlerdir. Bu yol arkadaşlarının her biri diğerine aynadır; biri diğerinden farklı değildir. Bugönül
erlerini merak edenler önceki yıllarda yaptığımız çalışmalara göz atabilirler. İmdi bu eserde konumuz olan zât, "Beş Er"den biri olan Gülâboğlu Mehmed Askerî Hazretleri'dir. Askerî 17. asrın başlarında Kütahya'nın Altıntaş ilçesinde doğmuş, tahsilinden sonra Elmalılı SinanÜmmi Halvetî Hazretleri'ne intisap ederek hilâfetle Afyon Karahisar'ına gönderilmiş ve burada1693yılında vefât etmiştir. Elinizdeki eserde Askerî'nin mevcut kaynaklardan hareketle yazılan kısa bir hâl tercümesiylearuzveheceyle kaleme aldığı 254 nutk-ı şerifini içeren "Dîvân-ı İlâhiyât"ını bulacaksınız. 3-ÇAVDAROĞLU MÜFTÎ DERVÎŞ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
Çavdaroğlu Müftî Dervîş Ahmed Efendi 16. ve 17. asırlarda Kütahyada yetişen Yûnus gönüllümutasavvıflardan biridir. Çavdaroğlu Kalburcu Şeyhi Ahmed Efendinin torunu, Ümmî SinanHazretleri'nin dervîşi ve halîfesi, Niyâzî-i Mısrî, Gülâboğlu Mehmed Askerî, Ahmed Matlaî veMuslihiddîn Şeyhî'nin yol kardeşi, Gaybî Sunullahın Hazretleri'nin babası olmak gibi özellikleresahiptir. Türk Tasavvuf Tarihi ve Edebiyatı alanında "Beş Er" diye şöhret bulan şahsiyetlerin şiirlerindeortayakoydukları üslûp ve görüşlerin tam ortasında yer alan Çavdaroğlu Müftî Dervîş, medresetahsili
görmesine, senelerce Kütahya Müftülüğü yapmasına rağmen şiirdeki dili itibariyle tambir halkadamıdır. O, diğer yol kardeşleri ve silsilesinden gelen mürşidleri Sinân Ümmî, Eroğlu veVâhibÜmmîHazretleri gibi Çavdarlu Yörüklerinin konuşmalarını şiire taşıyarak Anadilimiz Türkçe'yi Rabçehâlinegetiren Yûnus Emre muakkiplerinden biridir. Çavdaroğlu'nun nutk-ı şerîfleri, muhatabıyla senli benli konuşurcasına hemen şu anda söylenivermişkadar doğal ve sadedir. Vahdet-i vücûd idrâki gibi, aşk ve nefs bilgisi gibi çetrefilli mes'eleleri
böylesine arı-duru bir kelâmla anlatmak herhalde kerâmet-i evliyâdan bir cüz olsa gerektir. Çavdaroğlu'nun şiiri haza "İlâhî"dir. Şairlerin kendilerine özel kavramlar kullandıkları bir ortamda, hakikati çıplak bir Türkçe ile anlatan mutasavvıfın bu özelliğini herhalde içinde yaşayıpbüyüdüğü"Yörük/Türkmen" kültürünün canlılığında ve güzelliğinde aramak gerekir. Fakat onun buüslûbununarkasında hiç şüphesiz Yûnus Emre gibi bir öncü vardır. Çavdaroğlu Türkçeyi arşa kanatlandıranYûnus muakkiplerinden biri olmak hasebiyle Türk-İslâm Tasavvuf Edebiyatı bünyesinde incelenmeyedeğer bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Elinizdeki eserde onun "Divân-ı İlâhiyât"ını
bulacaksınız. 4-MUSLİHİDDÎN MUSTAFA ŞEYHÎ - DÎVÂN-I İLÂHİYÂT
Şeyhî Mustafa Muslihiddîn Efendi 17. asırda Anadolunun kalbi, âşıklar diyarı Uşak'ta doğmuş, Elmalı'da yetişmiş ve tayin edildiği Kütahya'da insanların irşâdıyla uğraşmış bir büyük ahlâk, aşkvegönül adamı, Hak dostu bir erendir. Hayatı hakkında ne yazık ki fazla bilgimiz yoktur. BunarağmenŞeyhî kültür tarihimiz açısından fevkalâde önemli şahsiyetlerden birisidir. Zira o, fikirleri yüzyılları aşanaşk ve irfân dilimiz Yûnus Emrenin, kendisini yetiştiren Elmalılı Sinân Ümmînin izinde eserler ortayakoyan Türkçemizin güçlü bir sesidir. Şeyhî aynı zamanda bütün zamanların en önemli tasavvuf şairi
kabul edilen Niyâzî-i Mısrînin de yol arkadaşıdır. Kaldı ki elinizdeki eser, bu büyük mutasavvıfınDîvân-ı İlâhiyâtına nazire olmakla ayrıca önem kazanmaktadır. Türkiye ve dünyada konuylailgili
meraklılar eğer İslâmın aşk ve irfân alanındaki derinliğine ulaşmak, Türkçenin inceliğine, ahengineve zevkine varmak istiyorlarsa bağrımızdan çıkan Şeyhînin ve onu yetiştiren silsilenin YûnusEmredamarından beslenen nutk-ı şerifleriyle hâllenmelidir. Böyle bir kâmil insanı tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillerin onun aşk, ahlâk ve irfânıyla yetişmesini sağlamak bizim boynumuzunborcudur. Şeyhînin şiirleri bilinen tek nüshasından hareketle Mustafa Tatcı tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır.Bu eserde şairin 227 adet nutkunu bulacaksınız. 5-UŞAKLI AHMED MATLAÎ - DÎVÂNÇE-İ İLÂHİYÂT
"Matlaî" mahlasıyla şiirler yazan Ahmed Halvetî, 17. asırda Anadolunun kalbi, âşıklar diyârı Uşakşehrimizde yetişen bir büyük ahlâk, aşk ve gönül adamı, Hak dostu bir erendir. Hayatı hakkındaneyazık ki pek fazla bilgimiz yoktur. Ancak Matlaî kültür tarihimiz açısından fevkalâde önemli
şahsiyetlerimizden birisidir. Önemlidir zira o, fikirleri yüzyılları aşan aşk ve irfân dilimiz YûnusEmrenin, kendisini yetiştiren Elmalılı Sinân Ümmînin izinde eserler ortaya koyan, Türkçemizingüçlübir sesidir. Matlaî Ahmed Efendi aynı zamanda bütün dönemlerin en önemli tasavvuf şairi kabul edilenNiyâzî-i
Mısrînin, Elmalı'nın diğer cânları Gülâboğlu'nun, Müftî Dervîş ve Muslihiddîn Şeyhî'nin deyol
arkadaşıdır. Elinizdeki eser, bu "Beş Er"in Dîvân-ı İlâhiyâtlarına nazire olmakla ayrıca önemkazanmaktadır. Hilkat sırrı peşinde koşturan tâlipler eğer İslâmın aşk ve irfân konusundaki derinliğineulaşmak, anadilimiz Türkçenin inceliğine, ahengine ve zevkine varmak istiyorsa Anadolu'nunbağrından çıkan Matlaînin ve onu yetiştiren silsilenin Yûnus Emre damarından beslenennutk-ı
şerifleriyle hâllenmelidir. Matlaî gibi bir kâmil insanı tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillerinonunaşk,ahlâk ve irfânıyla yetişmesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur. Elinizdeki eser, Matlaîninşiirlerinin bilinen tek nüshasından hareketle Mustafa Tatcı tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 4.440,00 | 4.440,00 |
| 2 | 2.308,80 | 4.617,60 |
| 3 | 1.598,40 | 4.795,20 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 4.440,00 | 4.440,00 |
| 2 | 2.308,80 | 4.617,60 |
| 3 | 1.598,40 | 4.795,20 |