Ağrıların dili olsa bize ne anlatırdı?
Toplumsal dengenin bozulması da bir ağrı çeşidi midir?
Hangi sendromun sancısından sosyolojik gerçekler yankılanır?
Tıbbın nadir dediği, zamanla sokağın sıradan bir gerçeği haline dönüşmektedir.
Bu eser, modern hayatın sancılarını alışılagelmişin dışındaki bir aynadan yansıtıyor: Nadir görülen ağrı sendromları. Yazar; Huzursuz Bacak, Allodini, Hiperaljezi, Fibromiyalji ve Dizestezi gibi klinik terimlerin soğuk laboratuvar duvarlarını yıkarak, bu sendromların toplumsal dokudaki sıcak ve şaşırtıcı karşılıklarını inceliyor.
Bu kitap; bedenin en uç noktalarında hissedilen bir sızının, aslında kalabalıkların içinde paylaşılan kolektif bir sancı olduğunu savunuyor. Bunu hatırlatan şeylere odaklanırken tecrübe en büyük sığınağı oluyor. Bakmak değil görmek gerekir diye sesleniyor. Edebi bir dille kaleme alınan bu denemeler, bedeni, üzerine toplumun dertlerinin kazındığı bir sosyolojik parşömen olarak ele alıyor. Yazar, tıbbi bir teşhisin aslında bir toplumsal tanım olduğunu gösterirken bizi kendimizle yüzleşmeye de davet ediyor: Belki de o tarif edilemez rahatsızlık hissiyatı, bedensel bir maraz değil; modern hayatın ruhunuzdaki karşılığıdır. Acının lisanını çözmek, aynı zamanda insan ve toplumun gizemini de çözmek demektir. Bu kitap, sızının sosyolojik haritasında yürümek isteyenler için bir pusula niteliğindedir.
Ağrıların dili olsa bize ne anlatırdı?
Toplumsal dengenin bozulması da bir ağrı çeşidi midir?
Hangi sendromun sancısından sosyolojik gerçekler yankılanır?
Tıbbın nadir dediği, zamanla sokağın sıradan bir gerçeği haline dönüşmektedir.
Bu eser, modern hayatın sancılarını alışılagelmişin dışındaki bir aynadan yansıtıyor: Nadir görülen ağrı sendromları. Yazar; Huzursuz Bacak, Allodini, Hiperaljezi, Fibromiyalji ve Dizestezi gibi klinik terimlerin soğuk laboratuvar duvarlarını yıkarak, bu sendromların toplumsal dokudaki sıcak ve şaşırtıcı karşılıklarını inceliyor.
Bu kitap; bedenin en uç noktalarında hissedilen bir sızının, aslında kalabalıkların içinde paylaşılan kolektif bir sancı olduğunu savunuyor. Bunu hatırlatan şeylere odaklanırken tecrübe en büyük sığınağı oluyor. Bakmak değil görmek gerekir diye sesleniyor. Edebi bir dille kaleme alınan bu denemeler, bedeni, üzerine toplumun dertlerinin kazındığı bir sosyolojik parşömen olarak ele alıyor. Yazar, tıbbi bir teşhisin aslında bir toplumsal tanım olduğunu gösterirken bizi kendimizle yüzleşmeye de davet ediyor: Belki de o tarif edilemez rahatsızlık hissiyatı, bedensel bir maraz değil; modern hayatın ruhunuzdaki karşılığıdır. Acının lisanını çözmek, aynı zamanda insan ve toplumun gizemini de çözmek demektir. Bu kitap, sızının sosyolojik haritasında yürümek isteyenler için bir pusula niteliğindedir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 292,60 | 292,60 |
| 2 | 152,15 | 304,30 |
| 3 | 105,34 | 316,01 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 292,60 | 292,60 |
| 2 | 152,15 | 304,30 |
| 3 | 105,34 | 316,01 |