Bu roman, insanın yeryüzündeki macerasının, basit ve steril kavramlarla anlatılmasına karşı olunduğu için yazıldı. Mitoloji, tasavvuf ve tarih anlatıda akademik raflarda yan yana duran başlıklar gibi durmaz; birbirine çarpan, sürtünen ve kıvılcım çıkaran üç sert damar hâlinde akar. Mitoloji, masal anlatma hevesine indirgenemez; bir kavmin hayatta kalma refleksi, korkusu, iktidar arzusu ve göğe yöneltilmiş haykırışıdır. Tasavvuf, bu gürültünün ortasında içe yönelen bir yürüyüştür; gücü kılıçta aramak yerine kalpte arar ve bunun bedelini ödemeyi göze alır. Tarih ise bütün bu anlatıların üstünü kapatan bir süs olarak görülmez; kanla, ihanetle ve cesaretle yazılmış sert bir muhasebe olarak belirir.
Metin, bu üç alanı birbirinden ayırmaya çalışan tembel bakışa itiraz eder. Hepsi bir arada okunmadıkça hakikat görünmez. Anlatı, efsaneden hakikate doğru yürürken okuru rahatlatmaz; aksine yüzleştirir, sorumluluk yükler ve insanın aynaya bakmasını ister.
Bu roman, insanın kimliğini parçalara ayırmadan kavrama çabasının ürünüdür. İnsanın varoluşunu, hafızasını ve yön arayışını aynı potada ele alır. Anlatı, okuru bilginin konforuna davet etmez; onu tarih, inanç ve hafıza karşısında sorumlu bir tanığa dönüştürür. Burada anlatılan, yaşanmış olanla inanılanın, hatırlananla arananın iç içe geçtiği bir insanlık hâlidir; amaç tam olarak budur: insanı kendi kökü, yükü ve yönüyle baş başa bırakmak.
Bu roman, insanın yeryüzündeki macerasının, basit ve steril kavramlarla anlatılmasına karşı olunduğu için yazıldı. Mitoloji, tasavvuf ve tarih anlatıda akademik raflarda yan yana duran başlıklar gibi durmaz; birbirine çarpan, sürtünen ve kıvılcım çıkaran üç sert damar hâlinde akar. Mitoloji, masal anlatma hevesine indirgenemez; bir kavmin hayatta kalma refleksi, korkusu, iktidar arzusu ve göğe yöneltilmiş haykırışıdır. Tasavvuf, bu gürültünün ortasında içe yönelen bir yürüyüştür; gücü kılıçta aramak yerine kalpte arar ve bunun bedelini ödemeyi göze alır. Tarih ise bütün bu anlatıların üstünü kapatan bir süs olarak görülmez; kanla, ihanetle ve cesaretle yazılmış sert bir muhasebe olarak belirir.
Metin, bu üç alanı birbirinden ayırmaya çalışan tembel bakışa itiraz eder. Hepsi bir arada okunmadıkça hakikat görünmez. Anlatı, efsaneden hakikate doğru yürürken okuru rahatlatmaz; aksine yüzleştirir, sorumluluk yükler ve insanın aynaya bakmasını ister.
Bu roman, insanın kimliğini parçalara ayırmadan kavrama çabasının ürünüdür. İnsanın varoluşunu, hafızasını ve yön arayışını aynı potada ele alır. Anlatı, okuru bilginin konforuna davet etmez; onu tarih, inanç ve hafıza karşısında sorumlu bir tanığa dönüştürür. Burada anlatılan, yaşanmış olanla inanılanın, hatırlananla arananın iç içe geçtiği bir insanlık hâlidir; amaç tam olarak budur: insanı kendi kökü, yükü ve yönüyle baş başa bırakmak.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 385,00 | 385,00 |
| 2 | 200,20 | 400,40 |
| 3 | 138,60 | 415,80 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 385,00 | 385,00 |
| 2 | 200,20 | 400,40 |
| 3 | 138,60 | 415,80 |