Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, bir bakıma yurdundan kopuşun, bitmek bilmez bir arayışın ve kök salma çabasının tarihidir. Bu ayki sayımızda, toplumsal hafızamızda derin izler bırakan göç mefhumunu derinlemesine işlediğimiz bir dosyayla karşınızdayız. İnsanı yurdundan eden acıları, kaybedilen vatanın sızısını ve yaban ellerde kurulan yeni hayatın fikrî ve psikolojik buhranını edebî bir titizlikle sayfalarımıza taşıdık.
Dosyamızın açılış yazısında Umut Düşgün, Türk-Yunan nüfus mübadelesinin romanlarımıza yansıyan yüzünü irdeliyor; mübadillerin iki kere yabancı olma hâlini ve yitik bir cennete duyulan o karanlık nostaljiyi ortaya koyuyor. İbrahim Biricik, Bulgar mezalimi altında ezilen soydaşlarımızın ana vatana uzanan ızdıraplı göçünü Buruk Acı ve Çiçekler Büyür romanları ekseninde tahlil ederek dil ve din uğruna verilen o mukaddes direnişi okurlarımızın dikkatine sunuyor. M. Cem Öz, Yaşar Kemal'in Bir Ada Hikâyesi dörtlemesinde göçün yalnızca bir mekân değişimi değil, aynı zamanda emeğin, dayanışmanın ve yeni bir toplumsal düzenin müşterek inşası olduğunu felsefi bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor. Ali Kurt, 1950lerden sonra kırsaldan İstanbula yönelen göç dalgasının, şehrin çehresini ve insanımızın ahvalini nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı roman kahramanları üzerinden aktarıyor. Fadime Bozyiğit Ayyıldız, Sancı.. Sancı... romanından hareketle Almanyaya giden Türk işçilerinin iki kültür arasında sıkışan kimliklerini, dışlanmışlıklarını ve gurbet ellerde çektikleri sancıları dile getiriyor. Ayşe Tepebaşı, Gurbet Ölümleri romanını merkeze alarak aidiyetsizlik, yabancılaşma ve gurbet yollarında dağılan ailelerin sessiz trajedisini sarsıcı bir dille irdeliyor. Cihan Okuyucu, Türk dünyasının kanayan yarası Doğu Türkistandan kopup gelen muhacirlerin, Çin zulmünden kaçarak Afganistan üzerinden Anadoluya uzanan hazin ve çileli hicret destanını gözyaşlarıyla yâd ediyor. Dosyamızın son yazısında Ayşe Göktürk Tunceroğlu, göç ile hicret arasındaki o ince çizgiyi; zorunlu yer değiştirmelerle hürriyete, istiklale ve Hakka doğru yapılan kutlu yürüyüşün fikrî ayrımını lirik bir dille kaleme alıyor. Dosyamızın hazırlanmasında büyük emekleri olan Prof. Dr. Alaâttin Karaca ve Dr. Gulzar Mammadovaya teşekkür ederiz.
Dosya dışı yazılarımızda ise Cemal Kurnaz, eşsiz bir vefa örneği göstererek, ilmî titizliği ve abidevi şahsiyetiyle tanınan merhum Ömer Faruk Akün hocamızın çalışma ahlakını ve kendine has portresini hatıralarla resmediyor. Oktay Üzel, Sahaflar Çarşısının asırlık hafızası Turan M. Türkmenoğlu ile yaptığı samimi söyleşide, kitaplara adanmış bir ömrün, kaybolan medeniyet izlerinin ve sahaf dükkânlarının o irfan dolu iklimini okurlarımıza taşıyor. Ziya Avşar, Mevlevî Maârifleri serisine devam ederek Seyyid Burhâneddin Hazretlerinin Moğol istilası yıllarındaki sekr ve sahv hâllerini, Belhten Kayseriye uzanan o manevi yolculuğunu ve Mevlânâya lalalık ettiği günleri derinlemesine tahlil ediyor. Volkan Aydın ise hikâyesinde, sahile vuran dev bir balık üzerinden insanoğlunun ihtirasını, tabiatla olan acımasız mücadelesini ve yoksul bir çocuğun kalbinde biriken sessiz kederi ustalıkla harmanlıyor.
Herkese iyi okumalar dileriz…
Sevgili Türk Edebiyatı okurları,
İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, bir bakıma yurdundan kopuşun, bitmek bilmez bir arayışın ve kök salma çabasının tarihidir. Bu ayki sayımızda, toplumsal hafızamızda derin izler bırakan göç mefhumunu derinlemesine işlediğimiz bir dosyayla karşınızdayız. İnsanı yurdundan eden acıları, kaybedilen vatanın sızısını ve yaban ellerde kurulan yeni hayatın fikrî ve psikolojik buhranını edebî bir titizlikle sayfalarımıza taşıdık.
Dosyamızın açılış yazısında Umut Düşgün, Türk-Yunan nüfus mübadelesinin romanlarımıza yansıyan yüzünü irdeliyor; mübadillerin iki kere yabancı olma hâlini ve yitik bir cennete duyulan o karanlık nostaljiyi ortaya koyuyor. İbrahim Biricik, Bulgar mezalimi altında ezilen soydaşlarımızın ana vatana uzanan ızdıraplı göçünü Buruk Acı ve Çiçekler Büyür romanları ekseninde tahlil ederek dil ve din uğruna verilen o mukaddes direnişi okurlarımızın dikkatine sunuyor. M. Cem Öz, Yaşar Kemal'in Bir Ada Hikâyesi dörtlemesinde göçün yalnızca bir mekân değişimi değil, aynı zamanda emeğin, dayanışmanın ve yeni bir toplumsal düzenin müşterek inşası olduğunu felsefi bir bakış açısıyla gözler önüne seriyor. Ali Kurt, 1950lerden sonra kırsaldan İstanbula yönelen göç dalgasının, şehrin çehresini ve insanımızın ahvalini nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı roman kahramanları üzerinden aktarıyor. Fadime Bozyiğit Ayyıldız, Sancı.. Sancı... romanından hareketle Almanyaya giden Türk işçilerinin iki kültür arasında sıkışan kimliklerini, dışlanmışlıklarını ve gurbet ellerde çektikleri sancıları dile getiriyor. Ayşe Tepebaşı, Gurbet Ölümleri romanını merkeze alarak aidiyetsizlik, yabancılaşma ve gurbet yollarında dağılan ailelerin sessiz trajedisini sarsıcı bir dille irdeliyor. Cihan Okuyucu, Türk dünyasının kanayan yarası Doğu Türkistandan kopup gelen muhacirlerin, Çin zulmünden kaçarak Afganistan üzerinden Anadoluya uzanan hazin ve çileli hicret destanını gözyaşlarıyla yâd ediyor. Dosyamızın son yazısında Ayşe Göktürk Tunceroğlu, göç ile hicret arasındaki o ince çizgiyi; zorunlu yer değiştirmelerle hürriyete, istiklale ve Hakka doğru yapılan kutlu yürüyüşün fikrî ayrımını lirik bir dille kaleme alıyor. Dosyamızın hazırlanmasında büyük emekleri olan Prof. Dr. Alaâttin Karaca ve Dr. Gulzar Mammadovaya teşekkür ederiz.
Dosya dışı yazılarımızda ise Cemal Kurnaz, eşsiz bir vefa örneği göstererek, ilmî titizliği ve abidevi şahsiyetiyle tanınan merhum Ömer Faruk Akün hocamızın çalışma ahlakını ve kendine has portresini hatıralarla resmediyor. Oktay Üzel, Sahaflar Çarşısının asırlık hafızası Turan M. Türkmenoğlu ile yaptığı samimi söyleşide, kitaplara adanmış bir ömrün, kaybolan medeniyet izlerinin ve sahaf dükkânlarının o irfan dolu iklimini okurlarımıza taşıyor. Ziya Avşar, Mevlevî Maârifleri serisine devam ederek Seyyid Burhâneddin Hazretlerinin Moğol istilası yıllarındaki sekr ve sahv hâllerini, Belhten Kayseriye uzanan o manevi yolculuğunu ve Mevlânâya lalalık ettiği günleri derinlemesine tahlil ediyor. Volkan Aydın ise hikâyesinde, sahile vuran dev bir balık üzerinden insanoğlunun ihtirasını, tabiatla olan acımasız mücadelesini ve yoksul bir çocuğun kalbinde biriken sessiz kederi ustalıkla harmanlıyor.
Herkese iyi okumalar dileriz…
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 230,00 | 230,00 |
| 2 | 119,60 | 239,20 |
| 3 | 82,80 | 248,40 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 230,00 | 230,00 |
| 2 | 119,60 | 239,20 |
| 3 | 82,80 | 248,40 |